Connect with us

Hi, what are you looking for?

Finans

Okunma Süresi: 6 Dakika

2.5 Trilyon Dolar Ters Repo Piyasalara Dönerse

Amerikan Merkez Bankası Fed’in faiz arttırımı dönemine girmesinden beridir kasasında biriken 2.5 trilyon dolarlık ters repo kapağı açılıp da piyasalara geri girmesi halinde neler yaşanacağını düşündük mü hiç? Burada geçen günlerde Türkiye’de de yaşanan, SPK’nın ters repo pozisyonlarının kapatılması çağrısının ardından bu ters repo konusu oldukça gündem tutmuştu. Konu ile ilgili durumu buradan okuyabilirsiniz. Burada da kısaca ters repo ne işe yarar anlattıktan sonra asıl konumuzaca geçeceğiz.

Ters repo işlemleri, Merkez Bankası tarafından bakıldığında, piyasadan fazla likiditeyi çekmek amacıyla yapılan bir işlem türüdür. Genel olarak repo işlemleri, APİ yani Açık Piyasa İşlemleri kapsamındadır ve kısa vadede, çoğunlukla gecelik, fonlama amacıyla yapılır. Repo işlemi için, diyelim ki bir banka çeşitli sebeplerden ötürü pozisyonlarında likidite sıkıntısına düştüğünü düşünelim, bu likidite darlığını gidermek için elindeki menkul kıymetler ile başka bir bankadan kısa vadeli fonlama ihtiyacına düşecektir. Bu anlaşma da repurchasing agreement yani repo, “menkul kıymetleri geri alacağım” anlaşmasıdır. Likiditeyi sağlayan banka da bu menkul kıymetleri yukarı doğru küçük bir farkla geri satar. Ya da borç alan banka tarafından bakıldığında, yukarı doğru küçük bir farkla geri alımı yapılır. Böylece bu işlem sayesinde hem piyasada gecelik faiz belirlenmiş olur hem de likidite sıkıntısı çeken bankanın likidite sorunu ortadan kalkar. Gerek görülmesi durumunda bu işlem istendiği kadar tekrarlanabilir. Fakat Merkez Bankası tarafında ise bu işlem daha farklı anlamlara gelir. Örneğin, Merkez Bankası eğer repo işlemi yapıyorsa, aslında menkul kıymet borçlanıyor olur ve böylece piyasaya likidite sağlar. Tam tersi halinde de ters repo, bu sefer Merkez Bankası elindeki menkul kıymetleri piyasaya verir ve bu sayede de piyasadaki fazla likidite Merkez Bankası bilançosuna park edilmiş olur. Fed faiz arttırımı hamlesiyle, likiditenin gideceği yerleri sınırladığı için, bu sefer likidite kendisini en likid ve en risksiz getiri olan yere yani ters repoya gider. Kısacası, Fed tarafında bugüne kadar toplamda 2.5 trilyon dolarlık bir ters repo pozisyonuna ulaşılmıştır ve bu para bir gün orada durmaktan vazgeçecek ve kendisine yeni getiriler aramaya başlayacak. Peki bu ne zaman olacak?

istock

Bugünlerde Fed tarafında akümüle olmuş bu ters reponun çözüleceği tarihi tam olarak kestirmek değil amacımız. Burada durumsal bir kestirim yapmak mümkün olabilir ancak. Fed’in faiz arttırım programı belirli bir olgunluğa ulaştıktan sonra faiz arttırımları büyüklüğü git gide yavaşladıktan ve artık faizler sabit bir seviyeye geldikten sonra eğer başka piyasalarda fırsatlar görürse bu ters repodaki para, yavaş yavaş bu ters repo pozisyonlarının çözülüp getiri potansiyeli daha yüksek alanlara doğru akışı gerçekleşecektir. Bunun için de ters repodaki paranın beklediği tek şey Fed’in faiz arttırımına daha sonra tekrardan devam edip etmeyeceğidir. Fed’in faiz arttırımlarına sebep gösterdiği açıklama Amerika’daki enflasyon oldu şimdiye kadar. Enflasyonun da Friedman’ın dediği şekilde parasal bir olay olduğu kabul edersek, paranın şimdiye kadar zaten piyasadan çekilmiş olması ve ortalıkta kalan paranın da kredi kullanacaklar için maliyeti Fed’in faiz arttırımları sebebiyle iyice yukarı çıkmasıyla enflasyonda bir düşüş görmek gerecektir. Bunun için de Fed’in en dikkat ettiği veri seti CPI, Consumer Price Index, yani tüketici fiyat endeksi, yani en baz enflasyon verişi olacaktır. Fed burada trendlerin değiştiğini gözlemlemeden faiz arttırımı döngüsünün sonuna geldiğini söylemeyecektir. Fakat Fed’in açıklamlarını iyi anlamak çok önemlidir ve aslında bu bir sanattır. Çünkü Fed’in açıklamalarını anlayabilmek için Fed jargonunu iyi bilmek gerekiyor. Kısacası burada bireysel yatırımcının Fed’in söylemlerinden bir anlam çıkarabileceğini beklemek oldukça güçtür. Öte yandan tek başına da makroverileri takip etmek yeterli olmayacaktır, çünkü, Fed’in hangi veri seti için hangi seviyeleri kendisine baz aldığını iyi bilmek gerekir. Öte yandan bütün bunlar bir yana ters repor pozisyonlarındaki çözülmenin gerçekleşmeye başladığı andan itibaren bu paranın gideceği piyasaların da tahmin edilmesi genel olarak, yatırımcılar açısından fırsatlar sunacaktır.

Bugün itibariyle 2.5 trilyon dolar civarında bir büyüklükten bahsediyoruz ve bu para eğer kabaca bugünkü ters repo gecelik faiz oranı olan %4.30 ile hesaplayacak olursak her ay yaklaşık 9 milyar dolar civarında faiz alarak büyümektedir. Piyasa aktörlerinin akıllı para olarak tabir ettiği bu paranın asıl amacı maksimum getiri olduğundan dolayı, diyelim ki bu para hisse senedi piyasalarına gidecek olsaydı, risk primi ile beraber belki yıllık %20 üzeri kesin getiri hissettiği yerde giriş yapacağı varsayımı yapalım. Öte yandan da gecelik fonlama maliyetlerinin düşmesi dolayısıyla da ter repo getirilerinin daha da düşmesi, burada para park etmenin yavaş yavaş fırsat maliyeti bakımından yani başka yerlerdeki olası getirileri kaçırmanın vereceği huzursuzluk ile ters repodan çıkıp hisse senedi piyasalarına girmeye başlayacağını kabulüyle varsayımlara devam edebiliriz. Buradaki asıl soru bu hangi faiz oranına erişildiği sorusu olacaktır. Hisse senedi piyasalarındaki fiyatlamanın şu anki Fed fonlama faiz koridorunun 4.25 – 4.50 öldüğü duruma göre gerçekleştiğini düşünürsek, faiz koridorunun üst sınırı 2023 yıl ortalarına kadar da %6.00 düzeyine kadar geleceğini öngörüyorsa bu park edilmiş para, ters repo gecelik getirilerinin de 50 ila 100 baz puan daha yükselmesi ile Fed fonlama faizinin artışları kesip de %6.00 ile sabit daha ne kadar devam edeceği sorusunu akla getirecektir. İşte tam da bu esnada eğer faizin yatay seyrinin çok da üzülmayacağını ve faiz indirimi döngüsüne girileceğini hissettiği anda ters repo çözülmeleri başlayacaktır. Para daima en az iki adım önden hareket edecektir. Bu paranın hareketi başladığında da zaten olacak olan olmaya başlamış anlamına gelecektir.

Japonya Nikke225 average

Bu piyasa hareketleri sonuçta piyasalara giren para ile alakalı olsa da paranın bu piyasalara girişinin bir sebebi vardır. Evet hisse senetlerinin fiyatlarını yukarı taşıyan asıl şey paradır. Öte yandan hisse senetlerine bu paranın girişine sebep olan şey de şirketlerin bilançolarıdır. Aşırı gevşek para politikalarının uygulandığı zamanlarda şirketlerin fundamentalleri belki bir süreliğine göz ardı edilebilir fakat bugünlerde yaşadığımız gibi piyasanın eski rasyonalitesine gerçi çekilmeye çalışıldığı dönemlerde hisse senedi fiyatlamaları önceki aşırı gevşek para politikaları dönemindeki gibi olmayabilir. Daha çok şirketein fundamentallerine göre adil değer fiyatlaması şeklinde devam edeceği öngörülür. Bu algı da yine bütün piyasa aktörlerine bir şekilde dağılır. Unutmayalım ki global finans tarihinde elimizde bir Japonya örneği var. Nikkei endeksi hala daha 1985 sonrası 1990’a kadar eriştiği seviyesine gelememiştir. Bunun en temel açıklaması da Japoya’da o dönemde uygulanan aşırı gevşek para politikasıdır. Öte yandan Japon şirketlerinin ortalaması o günden bugüne hiç kar etmediler mi? Tabii ki ettiler fakat o dönemdeki fiyatlamanın yukarıda bahsettiğimiz fundamentallere çok da riayet etmeden gelişen bir fiyatlama olduğuna güze bir örnektir. Bunun benzerini de eğer tekrardan bir gevşek para politikası görmeyeceksek diğer piyasalarda da olacağını akılda tutmak gerekiyor. Burada bahsedilen şeyin hipötetik olduğunu da hatırlatmamız gerekiyor. ABD piyasalarında tekrardan bir gevşek para politikası dönemi yaşanmayacak demiyoruz. Hisse senedi fiyatlamalarında bu unsurlara dikkat edilmesi gerektiğinden bahsediyoruz.

S&P 500 index trailing twelve months revenue price/earnings

Örnek olması açısından, yukarıda 10 yıllık S&P 500 endeksinin fiyat/kazanç oranlarına bakıldığı zaman özellikle pandemi döneminde Fed tarafından niceliksel gevşetilen paranın hisse senedi piyasalarına olan etkisi rahatlıkla görülüyor. Tekrardan fiyatlamanın 45 yıllık kazançlar seviyelerine çıkıp çıkmayacağını iyi analiz etmek gerekiyor. Hali hazırda 21 civarı bir fiyat/kazanç oranı ortalamasına sahip olan S&P endeksi, bu haliyle aslında ABD gibi bir dev ekonominin şirketlerinin gayet doğru fiyatlandığını düşündürtüyor. Fakat adil fiyatlamanın 15 yıllık kazançlara mı yoksa 45 yıllık kazançlara mı denk geleceğini kestirmek yatırımcının kendi inisiyatifinde. Öte yandan hisse senetlerinin 25 yıllık kazançları ile 45 yıllık kazançları arasında neredeyse %100’e yakın bir getiri potansiyeli sunuyor olması da hisse senetlerinin önceki tepelerini hedefleyerek fiyatlanacağını düşünenler için de bir fırsat gibi görülmesine yol açabilir. Burada iki temel unsurun fiyatlamadaki etkisinin yüksek olduğunu belirtmek gerekiyor. Bunlardan birincisi paranın değeri. Yani Fed’in genişlettiği para tabanı ve bu parnin bankacılık sistemi üzerinden bir tür daha genişlemesi dolayısıyla para sahiplerinin ellerindeki paranın değerini korumak amacıyla varlık alımlarıyla bu değeri koruyabilecekleri düşüncesi ile şirketlerin fundamentaleri yani kabaca karlılıkları olduğunu hatırlamak çok önemli. Çünkü, buradaki fiyat/kazanç oranları iki şekilde düşer. Birincisi hisse senedinin fiyatının düşmesi ile ki biz bunu pandemi sonrası genişlemeci para politikasının bitirilmesi ardından gelen faiz arttırımları ile yaşadık; ikincisi de şirketlerin karlılıklarını arttırıp, bilançolarına yazdıkları karlar sebebiyle cari fiyatlar üzerinden şirketlerin fiyat/kazanç oranlarının düşmesi. Bu ikincisi tarafında da fiyat/kazanç oranlarının daha da düşeceğini öngören piyasanın önümüzdeki yıllarda resesyon bekletilerinden tamamen uzaklaşmış olmasını gerektireceğinden, hisse senedi piyasalarından uzaklaşan ve ters repoya park eden bu 2.50 trilyon doların piyasalara geri dönüşünde dikkat edeceği en önemli beklentilerden biri olacaktır. Burada soru işaretleri dağıldıktan sonra da bunun konfirmasyonunun da Fed tarafından gelmesi beklenir. Bu da kabaca Fed’in faiz arttırımını kesip, daha sonraki dönemlerde ekonomiyi tekrardan canlandırmak yönünde aksiyonlar alacağının sinyalini vermesi beklenecektir.

Kısaca özetleyecek olursak, ters repodan çıkış kararından önce buradaki para, ters repo pozisyonlarıdaki getirilerin, başka piyasalardaki getirilere göre dayanılmaz bir maliyet, cazibe oluşturması, Fed’in faiz arttırımlarını kesip, belli bir süre yatayda tutup daha sonra piyasayı canlandırma yönünde yeni bir para/faiz politikasına geçeceğinin emareleri ve belki de en önemlisi şirketlerin bilançolarının fiyat/kazanç oranlarını daha da aşağı çekecek kadar kârlılıklarını arttırdığını görmek ya da hissetmek isteyecektir. Fed’in faiz arttırımlarını durdurması için takip ettiği makroveriler bir yana şirketlerin bilançolarının da tarihi ortalamalarından kötü gelmeye başlaması bu konudaki ilk sinyallerden olacaktır. Kötü bilançolar çünkü fiyat/kazanç oranlarını daha da yukarı seviyelere taşıyacağından, hisse senetlerinin fiyatları görece iyi görünecektir. Fakat Fed’in asli görevlerinden biri ekonomiyi sağlıklı bir şekilde yönetmek olacağından, belli bir süre sonra (bu süre tamamen ekonominin ne kadar buna dayanabileceği ile alakalıdır) Fed bugünkü sıkı para politikası tavrını değiştirecektir ve konu ile ilgili ileri dönük aksiyonlarının ne olacağına dair programını anlatacaktır. Bu sefer tekrardan şirketlerin rahat şekilde maliyeti düşük paraya ulaşıp işlerini düzeltip bunu da karlılıklarına yansıtacağını bekleyebiliriz. Klasik döngü bu şekildedir. Buna kani olursa bu akıllı para ters repodan çıkar ve piyasalara geri döner. En güvenli yerden yavaş yavaş risk iştahı artarak daha riskli piyasalara doğru akacaktır para. Tabii ki burada olan biten her şeyin de gelecekte ne olacağı net bir şekilde kestirilebilecek olduğu andan itibaren olacak olanın neredeyse yarısı kadarının zaten çoktan ölmüş olacağını da unutmamak gerekiyor. Bu piyasalardaki olağan akışı anlatmak için ne yazık ki yazı dilinin zaman kipleri yetersiz kalıyor. Bu konuyu daha da ayrıntılı şekilde irdelememiz gerekecek.

Written By

Vitruvius Kadını

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

.

Bunları da beğenebilirsiniz

Econ 101

Enflasyon hakkında konuşmadan önce aslında nominal varlık – reel varlık nedir bunun bir ayrımını yaparak başlamak gerekiyor. Nominal varlık nedir diye anlatmadan önce de...

BIST

Geçtiğimiz sene 2021 ve hatta 2020‘nin devamı gibi olduğu için 2020‘den bu yana düşünmek daha doğru olacaktır, dünya borsalarında ilginç hareketler gördük. Bundan tabii...

Ekonomi

Türkiye’de konservatif kapital, yani konservatif kafanın, zihniyetin elindeki sermaye 21. yüzyıl ideallerini anlamanın çok uzağında olduğundan kendisini 21. yüzyılın ikinci yarısına atmayı başaramayacak. Bunun...

Sosyoloji

Politikayı küçümseyen ya da bir kenara koyan her birey profesyonel hayatında kaybetmeye mahkumdur, hadi hadi kayıp demeyelim de büyük bir potansiyelin kaybı diyelim buna....

Felsefe

Klasik dönem felsefecilerinden Platon ve Aristoteles‘in insan-topluluk-devlet anlayışı üzerinden siyaset nedir, neden yapılır, neden yapılmalıdır gibi konuları konuşacağımız bir yazı olacak. Bunu anlatırken de...

Finans

Bu yazı daha önce başka bir yerde yayınlanmamış, direkt olarak Postevre’ye yazılmış bir yazı olacak ve konumuz da DeFi yani Merkeziyetsiz Finans. DeFi denen...

Econ 101

Enflasyonist ortamda paranın değerini korumak için yapılması gerekenler tarafında bu sefer daha özele inip borsa yatırımı enflasyonist ortamda iyi bir fikir midir konusunu tartışmamız...

Econ 101

Merkez bankaları bulundukları ülke piyasanın sorunsuz işlemesi için gerekli para arzını ve akışını kontrol eden bağımsız kurumlar olarak ortaya çıkmışlardır. Bu yazıda merkez bankacılığı...

Sitemizde bulunan toplam yazı sayısı: 60