Connect with us

Hi, what are you looking for?

ABD

Okunma Süresi: 9 Dakika

Hegemonya

Hegemonya derken genel itibariyle üstünlük kurmak o kurulan üstünlük ile baskı kurmak herkes üzerine galebe çalmak, her şeyi hem kültürel hem de politik olarak etkilemek ve kontrol altında tutmak gibi bir anlam üzerinden algılarız hegemonyayı.  Fakat gerçek literatür anlamından ziyade, hegemonyaya gelene kadar neler var daha çok onları tartışıp hegemonyaya getirmek istiyorum konuyu. Sonrasında bir de Türkiye ile birkaç şey söyleyip konuyu kapatırız artık.

Temel olarak dünya arenasında biraz ehemmniyet sahibi olan ülkelerin rütbeleri şöyledir (önemsizden önemliye):

  1. Bölgesel oyun bozucu
  2. Bölgesel oyun kurucu
  3. Bölgesel güç
  4. Küresel oyun bozucu
  5. Küresel oyun kurucu
  6. Küresel güç
  7. Hegemonya

Görüldüğü üzere en tepede hegemonya var.

Bunlar dışında kalan devletlerden de işte “Rogue State” denen –gayrinizamı harb unsurlarındandır aynı zamanda- “Eşkıya Devlet” veyahut “Haydut Devlet” denen bir kavram vardır. Bunu da bildiğim kadarıyla siyaset literatüre Süleyman Demirel sokmuştur, Yunanistan için kullanıp. Bu arada siyasi ideolojisine kendimi yakın hissetmesem de rahatlıkla diyebilirim ki Süleymen Demirel gerçek bir politka felsefecisidir benim gözümde. Laflarına dikkat edersiniz durumu çözen laflardır hep fakat Türkiye’de ridikule edilmiştir devlet adamıdır. Türkiye’de zaten herkes ridikule edilebilir. Bu cahil halk çok kolay yönlendirilebildiğinden hemen bir iki ufak Goebbels taktikleriyle ile Türk halkını, teşbihte hata olmaz, sarı inek gibi peşinizde gezdirmeniz oldukça kolay. O yüzden ilginçtir ki Türk halkı ideolojik olarak liberalizm düşmanıdır fakat AKP’ye oy verir, solcu diye tanımlar kendisini fakat CHP’ye oy verir. Bu iki cenahın temelinde böyle kafası çok karışık tipler vardır. Halbuki Türkiye’nin konservatif partisi CHP, liberal partisi de AKP’dir. Piyasa saikleri açısından söylüyorum bunu. Toplumsal yaşam saikleri açısından da tam tersidir. Bu Dünya’nın başka yerinde böyle bir şey yok bu arada. Piyasada liberal olalım hayatlarımızda tutucu ben görmedim. CHP de aynı şekilde piyasada tutucu olalım hayatlarımızda serbest, bu da ayrı bir kafa. Diğer partiler piyasa için hiçbir şey söylemezler mesela. İYİ Partiye sorun piyasa görüşünüz nedir? Yoktur. İyi olsun, böyle herkes işini yapsın, mutlu olsun gibi temelleri olan bir düşünceden ziyade hoş temenniler vardır. Doğru dürüst bir ekonomik düzen ve plan sunan tek parti belki LDP diyebiliriz Türkiye’de fakat o zihniyet de çok sağlıklı değil çünkü fayda uğruna devleti de satabilir görürler.

Neyse, bu “Rogue State” denen, “Haydut Devlet” dışında bir de işte Proxy State”, yani “Vekil Devlet” ve Terör Devleti” denen kavramlar var. Mesela Yunanistan ve Ermenistan Proxy Devlet idi birer. Ermenistan’a şu an boyun eğdirildi daha doğrusu proksisi olduğu büyük devletten bir cerrahi müdahale ile koparıldı. Büyük Devlet derken de yalnızca ABD olarak algılanmamalı, burada genel olarak Batı’yı ya da Emperyalizmi anlamak gerekiyor. Tabii ki bir de komşusu Rusya’yı da unutmamak gerekiyor etki ve tesir alanı altında olması müsebbibiyle. Muhtemelen Ermenistan Türkiye ile yakında daha iyi ilişkiler kuracak. Batı’dan koparıldı çünkü her ne kadar Rusya ile yakın olsa da. Yunanistan da benzer bir kader ile karşı karşıya. Afganistan’dan çekilen ABD aslında cephe sınırlarını geri çekerek Yunanistan’a ricat etmiştir. Yarın bir gün bu ricat belki daha da devam edecek.

Yunanistan özeline bakarsak özellikle, bundan 10 sene öncesinin Suriye’si ile tamamen aynı yolda ilerlemekte. Türkiye’nin başına bela açmak için ön safa getirilen bir devlet olan Suriye o dönemlerde Türkiye’yi tehdit ediyordu. Sonra işte Ahmet Davutoğlu’nun mesnetsiz dışişleri politikası yüzünden Suriye ile iletişim koparıldı ve bugün darmadağınık bir hale geldi. Kuzeyinde Türkiye, Rusya biraz aşağısında ise PKK ve Amerika beraberler. Suriye’den ise eser yok. Aynı şekilde Yunanistan da şu an Türkiye’nin batısında Suriye’nin görmeye çalıştığı vasfı görmeye çalışıyor ABD için. Ne yazık ki bu da mümkün değil. Zaten önümüzdeki 20 sene içerisinde göreceğiz Yunanistan da bütünlüğünü yitirecek. Şu an bile de facto şekilde aslında Adalar Denizi’ni ve Girit’i kaybetmiş durumdadır Yunanistan.

Terör devleti denince de akla ilk gelen Kuzey Kore mesela, İran da konulabilir bu kategoriye, Irak nispeten ve tabii ki Afganistan. Bunlardan Kuzey Kore kendisi terör yaratırken, Irak bünyesinde terörü barındırır fakat bu da temizlendi şimdi Türkiye tarafından, fakat İran terör ile kendisine nüfuz alanı açan bir ülke. Kasım Süleymani’nin asıl vasfı buydu. Bu konuda da aslında Amerika çok büyük stratejik hatalar yaptı. PKK’yı tamamen kendisi kontrol ediyor sanıyordu, belli kısımlarda aslında İran kontrolünde olan PKK yeri geldiğinde İran ile işbirliği yapıyordu. Zaten Türkiye’nin Irak operasyonlarına ses çıkarmayan ABD’nin asıl amacı PKK’yı cezalandırmaktı. İran’ı da Kasım Süleymani’yi öldürerek cezalandırdı. Bu noktada ABD PKK’nın akıllanmış olduğunu düşünüyor. Suriye’de bunları konuşlandırıp eğitiyor ve Türkiye’nin üzerine salacak güneyden. Benzer vasfı da işte Yunanistan Batı’dan göstermeye çalışacak. Bunlar olacak yani.

Bu yazıları yazdığımda beni Cimer’e şikayet yazarlar vardı acaba kendileri nasıl cevaplar aldılar bana ulaştırsınlar lütfen. Bugün artık bunların hepsi televizyonda konuşuluyor keza. Merak ettim bu televizyonda konuşanları da Cimer’e şikayet ettiler mi? İşte Türk halkı diyorum ya boynuna ip geçirilip inek gibi gezdiriliyor diye asıl kastettiğim bu beni Cimer’e şikayet eden insanlardır. Lütfen olan biteni doğru okuyabilen, oturup düşünen, analiz eden, fevri ve duygusal hareket etmeyen dostlarım kendilerini bu gruptan kendileri ayırsınlar ve üstlerine alınmasınlar. Bir de ekonomik durumu iyi olmayıp, bunun üzerine hiçbir aksiyon almayıp sadece hükümete saydıranlar var. Onlara da acı bir şey söylemek istiyorum, kendileri hükümetten bağımsız bu hayatı yaşıyorlar. Yani ZHP bile gelse ülke başına sen yine fakir kalacaksın. Çünkü bu kaderi sen kendin oluşturuyorsun. AKP senin için bir handikap oluşturmuş olabilir ama küsüp bırakan sensin. Ben bir sürü muhalif tanıyorum çalışıp didinip kendi standartlarını yükselten. O yüzden suçu dışarı attıkça isterse Zaphod Beeblebrox yönetsin Türkiye’yi senin kendi sosyoekonomik durumunda bir değişiklik olmayacak. Öğlene kadar uyuyup gece bütün vaktini internette geçirip BMW alamıyorsun diye etrafa küfür etmek bence çok mantıklı değil ama yine de sen bilirsin. Belki sen bu şekilde yaparak başarırsın bilemiyorum.

Hegemonya

Hegemonya şu an için ABD globalde. Fakat ABD son zamanlarda nedense Judaist politikalar ile aksiyon alıyor global olarak, yani kendileri bilirler, bu şekilde devam ederlerse hegemonya olmaktan düşerler. Bu noktada işler iki ihtimale dayanıyor. Ya ABD ile Türkiye arasında ciddi bir savaş çıkacak ve Türkiye 1 kayberken ABD 8 kayberek güçten çok hızlı düşecek ya da bu saçmalığı anlayacak ve buna bir dur diyecek. Fakat dur diyeceği ihtimalini daha düşük görüyorum. Çünkü bir ülkenin dış politikasının temelinde din varsa orada akıl kalmamış demektir artık. ABD de aynı şekilde Judaist politikalar ile kendi süpergücünü yitirme noktasına getirdi. Bunu da ancak bir aptal yapardı, yapmaya da devam ediyor.

Burada konu bu sefer küresel sermaye tarafına geliyor. Küresel sermayenin ne vatanı ne de dini vardır bunları çok iyi biliyoruz artık. Küresel sermaye nerede kendisine daha hızlı bir gelecek görüyorsa oraya kayar hemen. Siyaset ise bunu yapmanın yoludur. Yani asıl amaç daima para, paraya ulaşmanın yolu da politikadır. Şimdi bu küresel sermaye ABD’den vazgeçtiyse eğer vazgeçmiştir ve buna da ABD’nin yapacağı hiçbir şey yok. Hatırlarsınız Trump başa geldiğinde “Orta Doğu’nun çöllerinde biz 7 trilyon dolardan fazla harcadık dedi. ABD’nin ise altyapısı çok kötü. Bunu ABD’ye gidenler fakat öyle büyülenmemiş olanlar bilirler. Yollar pothole dedikleri delikler ile dolu. Teksas’ta kar yağdı diye ortalık karıştı. Burada ABD delisi insanların yaptıkları savunuya aldanmayın, ABD’nin altyapısı gerçekten çok kötü. Daha doğrusu şöyle: ABD gibi bir süpergücün sahip olması gerektiği altyapıya uymuyor. Burada Türkiye daha iyi bir karşılaştırma yapmıyorum. Çoğu ABD perverin savunusu bu yönde oluyor sanki Türkiye çok iyi gibi bir argüman sunuyorlar. Türkiye fakir bir ülke. ABD ise değil. Aradaki fark bu. ABD parasını kendi ülkesine değil ilginç bir şekilde Judaist politikaların gerçekleştirilmesi için harcıyor. Mecbur bunu yapmaya çünkü ABD’nin siyasetinin finansmanı da bu şekilde sağlanıyor. Nasıl türkiye siyasetinin finansmanı kamu ihaleleri kanunu 22d maddesindeki gibiyse ABD’nin siyasetinin finansmanı da zenginlerin teberrularıyla oluyor. O zaman da kimden para aldıysan onun politkası güdülüyor. Şimdi işte Judaism takıntılı bir politika var.

Küresel oyun kurucu

Küresel oyun kurucu düzeyinde Çin’i örnek vermek mümkün. Bu “Bir Kuşak, Bir Yol Projesi” mesela tamamen bu nitelikte. Bu proje Çin’den çıktı ve ABD de aslında bunla uğraşması gerekirken ilginç şekilde dediğim gibi Yunanistan’ın silahlandırılması, Dedeağaç, Suriye, Irak vs. uğraşıyor sanki bütün derdi buraymış gibi. Kendisi bilir, Çin gümbür gümbür geliyor. Evet Çin hiçbir zaman hegemonya olamaz, çünkü Dünya o kültürü benimsemez fakat ABD de hegemonyasını kaybeder peki bunun yerine kim gelir? Çin aslında bunu iyi biliyor. Yani zavahiri Batı içi Çin şeklinde bir yaşamı kabul ediyor. Yani şöyle diyim, bir Belçika cafesi yine çok güzel craft biralar ve çikolota filan satarken bunun sahibi Çin olabiliyor. Çin’in olayı bu.

Kürsel oyun bozucu dediğimizde de aklımıza Rusya gibi ülkeler geliyor. Rusya işte ABD’nin planlarını bozarak, Kırım’ın İlhakı gibi, Biraz da Rusya etrafına konuşlanması gerektiğini düşündü. Aslında ABD’nin dikkati dağıtılarak Çin tarafından yenilgiye uğratılması gibi bir politika güdülüyor içeriden diye düşünüyorum. ABD çünkü gerçekten önceden görülür aksiyonlar almaya başladı. Geçenlerde Stratfor’un Türkiye 2050 haritası ile hesapta Rusya filan kışkırtılmaya çalışıldı, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov da “Türkiye’nin yayılmacı bir politika takip ettiğini düşünmüyoruz.” açıklaması yaptı ardından. Artık bu gibi eski CIA oyunlarını kimse yemiyor Dünya’da.

Bölgesel oyun kurucu dendiği zaman da akıllara Türkiye geliyor. Bu Orta Doğu civarında artık politikaları Türkiye kuruyor nispeten, ABD filan artık burada reaktif politikalar takip etmek zorunda kalıyor kimi zamanlar. Henüz tam da olmasa Türkiye bölgesel bir oyun kurucu diyebiliriz. Bunu biraz da zaman gösterecek ve savunma sanayiinin ortaya çıkardığı ürünlerin iş yapma becerileri bir yandan da. Fakat özellikle elektronik harp konusundaki Türkiye’nin yeteneklerini (bazı şeyleri söylemem mümkün değil) sadece gündemi takip ederek, ya da savunma sanayii takipçisi olarak bilmek imkansız. Çok ilginç şeyler var. Bunları ne kadarı biliniyor bilmediğimden ötürü bildiklerimi söylemek istemiyorum.

Bölgesel oyun bozucu

Bölgesel oyun bozucu ise en güzel örneklerden birisi İran. İran ABD’nin bu bölgedeki çoğu oyununu bozmuştur. Tabii ki bunun karşılığında ABD İran üzerine çok gidiyor. Fakat yakın zamanda ben ABD-İran iş biliriği görebileceğimizi düşünüyorum. Bu konuda Türkiye çok dikkatli davranmalı ve İran ile ilişkilerini güçlendirmeli. Çünkü bölgede eski İran yerine Türkiye, eski Türkiye yerine de İran’ın getirilmesi politikası uygulanıyor. Yani Türkiye “Rogue State” haline getirilmeye çalışılıyor aynı İran’ın bir zamanlar olduğu gibi. “Tü kaka” denecek, bir sürü ambargo filan uygulanacak yalnızlaştırılacak vs. planlar bu yönde.

Halbuki etrafa baktığımız zaman İran’da 25 milyon nüfusun %42’si, Rusya’da 12 milyon, nüfusun %9’u kadar Türk yaşıyor. Türkler bu coğrafyada sadece 1071 yılında gelmedi, daha öncesinde de varlardı. Türkler Anadolu’dan hatta Doğu Avrupa’dan Orta Asya’ya kadar yayılan bir halk geniş kitle halkı. Ben yurt dışında yaşamaya başladığımdan itibaren bütün Dünya acaba Türk mü diye düşünmeye başladım. İranlı geliyor benle Türkçe konuşuyor. Rus kızı Türkçe biliyor, Hırvat bir kız vardı ev arkadaşım Türk kültürü anlatıyordu, Macar bir çocukla ev arkadaşlığı yaptım, çocuk bayağı Türk gibi, biraz çekingenler fakat aslında Türk kültürünü yaşıyorlar, Azerbaycan filan zaten saymıyorum, İran’ın kuzeybatısı tamamen Türk. Orta Asya tarafına geçince, Nazarbayev’den bir çocuk var ona bir konuda yardım etmiştim “tişkur” diyor. Birazcık Orta Doğulu olan Arap havası taşıyanı “şükran” diyor. Tacikistan, Özbekistan bilmem ne istan filan hepsi nerelisin diye sorunca “Türkiye” diyince sıcak davranıyor. Bir tür yakınlık var. İşte Batı hegemonyası bunu kırmış bizde. Biz sanıyoruz ki kimsemiz yok. Hayır! Aslında çok ciddi bir Türk sevgisi de var Dünya’da. Ben Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur lafına artık inanmıyorum. Evet belki Batı’da bizi seven yok.

Fakat seven birileri var. Bu arada Commonwealth ülkelerinin yakında bir Türkiye ile ilişkileri iyileştirme politikasına başlayacağını da düşünüyorum. Bu da tabii ki İngiltere’nin önderliğinde gerekleşecek. İngiltere hegemonyasını kaybetmiş bir ülke olabilir fakat hinterlandı hala çok geniş. Commonwealth ülkelerini hep birden düşününce :

UK 2,638 milyar dolar
Canada 1,600 milyar dolar
Avustralya 1,335 milyar dolar

Toplam 5500 milyar dolar yapıyor.

Çin 14,861 milyar dolar
ABD 20,807 milyar dolar

Türki devletleri toplayınca da 1100 milyar dolar civarı yapıyor. Türkiye tek başına 650 milyar dolar. Bir aralar 800’lere kadar çıkmıştı.

Almanya yaklaşık 4 trilyon, Japonya da yaklaşık 5 trilyon dolar. Zaten Almanya ile Japonya bir örnek iki ülkedir. Irkları farklı iki aynı devlettir Almanya ve Japonya. Hangi konuda incelerseniz inceleyin aynıdır. İkisi de İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD tarafından yeniden dizayn edilmiş dolayısıyla bir örnek iki ülkedir. Fakat gelişmiş ekonomilerdir. Fakat tam egemen değillerdir. Dediğim gibi Almanya ve Japonya’yı beraber düşünün karşılaştırın o kadar çok benzerlik bulacaksınız ki şaşıracaksınız.

Hindistan 2592 milyar dolar hemen İngiltere’nin altında geliyor, onun altında işte Fransa ve İtalya sırasıyla 2551 ve 1848 milyar dolar sırasıyla. İşte olaylara bu şekilde bakınca zaten çoğu şeyi söylüyor bize genel durum. Türkiye elindeki bu jeopolitik imkanları kullandığı zaman aşağı yukarı 10 trilyon dolarlık bir hattı bağlıyor. Bunların ucuna İngiltere ve Çin’i de ekleyince 31 trilyon dolar yapıyor. Dünya’nın toplam hasılası 89 trilyon dolar.

İşte işin bu şekliyle bakılınca da Türkiye’nin neden bunca şeyin hedefinde olduğunun da bir diğer anlamlı projeksiyonunu yapmış oluyoruz. Sadece komisyon alan ülke olsa Türkiye %1 filan, 31 trilyon doların %1’İ 310 milyar dolar yapıyor ilk etapta. Bu hesap böyle kamyon gibi yapılmaz ama çok basit bir hesap ile potansiyeli anlatmaya çalışıyorum. Sadece komisyonluk yapacak değiliz, her transaction için de komisyon kesebilecek değiliz, bunlar birbirini dengelese işte kabaca ilk etapta bizi 1 trilyon dolara tamamlar sadece bu jeopolitik avantaj. Bir de özellikle İngiltere ve Çin ile beraber olunup bir ortalık içine girilirse Türkiye 20 yıl içerisinde 2 trilyon dolar ekonomi 100 milyon nüfus 20 bin dolar kişi başı gelire sahip olur. Bunu diyorum ya diyişimin sebebi de budur. Bugün kafa başı gelir 7 bin dolar değil bile galiba yıllık. 3 katına çıkacak demek işte. Bunun için önce proxylerden kurtulması lazım Türkiye’nin. Daha sonra da ABD aptalının judaist politikalarına bir şekilde son vermesi, kendi bilinciyle ya da zorla, bunlardan sonra hızlı şekilde toparlayacağını düşünüyorum. Bunlar olmazsa da Türkiye parçalanır, yıkılır fakat eğitimli insana yine bir şey olmaz. Kendisini geliştirmiş insana bir şey olmaz. Çünkü küresel sermaye hazır yetişmiş insanı harcamaz. Olan yine evinde annesinin soyduğu meyveyi yerken “BMW alamıyom ya, Türkiye yok olsun” filan diyene olur. O bu sefer yerleri filan silerken bulur kendisini. Batı ülkelerinde çalışmadan bir evde öğlene kadar yatıp akşam internette gezinmek diye bir şey yok arkadaşlar. Herkes uyansın uykusundan yani. Bunu anlamayan anlamayacaktır tabii ki.

Written By

Vitruvius Kadını

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

.

Bunları da beğenebilirsiniz

Econ 101

Enflasyon hakkında konuşmadan önce aslında nominal varlık – reel varlık nedir bunun bir ayrımını yaparak başlamak gerekiyor. Nominal varlık nedir diye anlatmadan önce de...

BIST

Geçtiğimiz sene 2021 ve hatta 2020‘nin devamı gibi olduğu için 2020‘den bu yana düşünmek daha doğru olacaktır, dünya borsalarında ilginç hareketler gördük. Bundan tabii...

Finans

Bu yazı daha önce başka bir yerde yayınlanmamış, direkt olarak Postevre’ye yazılmış bir yazı olacak ve konumuz da DeFi yani Merkeziyetsiz Finans. DeFi denen...

Ekonomi

Türkiye’de konservatif kapital, yani konservatif kafanın, zihniyetin elindeki sermaye 21. yüzyıl ideallerini anlamanın çok uzağında olduğundan kendisini 21. yüzyılın ikinci yarısına atmayı başaramayacak. Bunun...

Felsefe

Klasik dönem felsefecilerinden Platon ve Aristoteles‘in insan-topluluk-devlet anlayışı üzerinden siyaset nedir, neden yapılır, neden yapılmalıdır gibi konuları konuşacağımız bir yazı olacak. Bunu anlatırken de...

Econ 101

Enflasyonist ortamda paranın değerini korumak için yapılması gerekenler tarafında bu sefer daha özele inip borsa yatırımı enflasyonist ortamda iyi bir fikir midir konusunu tartışmamız...

Econ 101

Merkez bankaları bulundukları ülke piyasanın sorunsuz işlemesi için gerekli para arzını ve akışını kontrol eden bağımsız kurumlar olarak ortaya çıkmışlardır. Bu yazıda merkez bankacılığı...

Sosyoloji

Ta en başta söyleyeyim bu bir fütürizm yazısı değildir, fütürizmi 21. yüzyıl kıraathane muhabbeti olarak görüyorum. Ne o öyle yok sene 3487, galaktik otobanlar...

Sitemizde bulunan toplam yazı sayısı: 51