Connect with us

Hi, what are you looking for?

Kur korumalı TL Vadeli Mevduat Hesabı

Ekonomi

Okunma Süresi: 7 Dakika

Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Nedir? – Ekonomi Tarafı – 1/2

20 Aralık akşamı Erdoğan tarafından özellikle son bir-iki haftada %60 civarı atak yapan dolar kurunu tutmak için Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat şeklinde isimlendirdikleri yeni bir finansal enstrüman haberi verildi. Biz de bu Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat nedir kısaca ondan bahsedip daha sonra bunun mekanikleri nelerdir onu konuşacağız. “Bu, merkez bankacılığı mekaniklerine uygun mu?“, “dolar kurunu tutar mı?“, “eflasyonu düşürür mü?“, “bankacılığa etkisi nasıl olur?” bu gibi sorulara cevap arayacağız bu yazıda. Dikkat ederseniz başlıktan bu yazının birinci yazı olduğunu göreceksiniz, bunun bir de ikinci yazısı var o da bu “yeni ekonomik model, Türkiye modeli” konusuna bağlayıp, makro bir analiz olarak devam edecek.

21 Aralık’ta Hazine tarafından yapılan açıklamada kabaca şöyle söyleniyor: özel kişiler yani tüzel kişiler buna dahil olamıyor, yani şirketler vs. dahil değil, bu Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat paralarını koyuyorlar ve mevduat sahipleri o sıradaki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, TCMB, politka faizi üzerinden faizlerini alıyorlar ve eğer vade süresince kur bu faizin üzerine çıkarsa, aradaki fark Hazine tarafından karşılandığı bir tür vadeli mevduat hesabı. İnsanlar paralarını Türk Lirası cinsinden yatırıyorlar, 3, 6, 9, ve 12 ay olarak vadeye koyuyorlar ve bu vade süresince kur ataklarından kendilerini koruyorlar. 12 aylık vade için kur kayıplarının tamamını, 6 ay vade için yarısını ödüyor Hazine. 3 ve 9 ay için de sırasıyla %25 ve %75 olarak karşılıyor. Burada ilk bakışta sanki ortalama kur hesabı yapılacağı için kısa vadedeki ataklara her an müdahele edilemeyeceği hesaba katılarak oluşabilecek farkında hepsini değil bir kısmını karşılama yoluna gidilmiş fakat yıllık bazda nasıl olsa bir denge olacağı düşünülerek olası farkların hepsinin ödenebileceği düşünülerek hazırlanmış gibi duruyor. Fakat TCMB hergün saat 11:00’de USD döviz alış kuru yayınlayacak. İşte buralarda biraz mide bulantısı başlıyor. Piyasadaki fiyatlardan farklı fiyatlar açıklanırsa ne olur ya da o anki fiyatlamada bir hareket olursa bunu hemen yansıtır mı TCMB gibi hemen herkesin aklına gelecek sorular peydah olacaktır. Bu da tabii ki insanların bir nebze çekinceli yaklaşacağı bir finansal enstrüman olma durumunu ortaya koyuyor. TCMB kuru ve piyasa kuru gibi noktaya gidilecekse eğer işler hiç de hoş sonlanmaz.

Yatırımcı cephesinde bu “tamam bunlar bir şekilde banka tarafından hesaplanır, içinde biraz durunca da karlı mı değil mi anlaşılır zaten” şeklinde düşünülecektir. Asıl soru bu enstrümanın arkasındaki mekanik nasıl olacak? Bunun için tabii ki özellikle merkez bankacılığı ve özel bankacılık konularını çok iyi bilmek gerekiyor. Bu mekaniklerin çıkarımını yapmak merkez bankacılığı nasıl yapılır bilmeden ve merkez bankaları özel bankalarla nasıl iletişim kurar bilmeden bu durumu anlamak pek mümkün değil. O yüzden biraz geri okuma gerektiriyor bu durum, merkez bankacılığı hakkında bir link bıraktım, onu okumanızı tavsiye ediyorum. O yazı nispeten bankacılık hakkında da bilgiler içeriyor, yani konuyu anlamak için yeterli bilgi o yazıda mevcut. Burada durum şöyle: diyelim ki vatandaş parasını bu Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat’a yatırdı ve bir sene sonra aldığı faiz ile kur farkı arasında %25‘lik bir fark oldu, bunu da devlet ödeyecek. Nasıl ödeyecek?  Hazine tarafından karşılanacak! Hazine nereden ödeyecek bunu? Hazine’nin tabii ki kendi cash flow‘u var, oradan ödenecek, buna işte “kaynak bulunur bir şekilde” deniyor, eğer orada bir eksik çıkarsa, TCMB destek çıkacak. Peki TCMB nasıl destek çıkacak? TCMB burada iki şekilde destek çıkabilir, birincisi, TCMB Hazine tahvilleri satın alır ve Hazine bu parayı bankalara, mevduat sahiplerine direkt öder, bir nevi BES, bireysel emeklilik sistemi, katkıları gibi, gerçi BES katkıları hemen ödenmiyor ama bilançolara giriyor en nihayetinde; ikincisi ise TCMB direkt olarak bankalara sermaye enjeksiyonu yaparak, bankalara buradan ödettirebilir. Ben bu ikincisinin olacağını düşünüyorum, bunun sebebi de aslında gayet açık: eğer bankalara sermaye enjeksiyonu yapılırsa, bankaların artan sermayelerine mukabil, munzam karşılık oranı uyarınca yeni bir kredi alanı açılır. Bu da bankanın daha çok kredi dağıtabilmesi anlamına gelir. Bankalar bu durumdan ilk başta istifade eder. Ekonomi bol kredi ile hızlanır. Fakat bu durum enfasyonist bir durumdur ama kısa vadede bir bolluk, bir zenginlik algısı oluşturur. Bu da bugün seçimlere hazırlanan hükümetin aslında tercih edeceği bir şey olur.

Bir taşla üç kuş vuruluyor! Birinci kuş, frozen, donuk doların çözülmesi. Buradan ortaya sıcak TL çıkıyor, dolara gelen satış, doların fiyatını düşürüyor, doların fiyatının düşmesi demek kısa vadede enflasyonist baskıyı hafifletir, eğer fiyat istikrarı sağlanırsa da işler iyiye gider. Ekonomik aktivitenin hızı değişmeden çok hızlı şekilde enflasyonu düşürmek için ise yararlı bir şey bu, çünkü bir pencere aralıyor, fakat unutmamak lazım, kısa vadede. Kısa vade derken 3 ay için konuşuyoruz. İkinci kuş, bu para tabii ki bu Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat‘a gitmek için çözüldü ve para oraya gidecek. Burada hangi para olduğu söz konusu. Eğer bu para ekonomi dışından gelen bir para ise, ne demek bu? Yani yastık altı ya da kasalarda tutulan dolar ya da altından geliyorsa, bu bankalar için yeni sermaye anlamına gelir. Yeni sermaye demek munzam karşılıkları gereği yeni kredi alanı demek. Eğer para zaten Döviz Tevdiat Hesabı, TDH, tarafından geliyorsa da yeni sermaye girişi olmaz fakat TL mevduatlarda bir artış söz konusu olur. Dolar ucuzlamış olur, bol bulunur hale gelmiş olur. Bu aşamadan sonra TCMB politika faizi doların kur artışından fazla faiz vermesi durumunda, Hazine herhangi bir faiz ödemesi yapmayacak, eğer fark olursa ödeme yapacak. Fakat bugünkü koşullar altında bu mümkün değil, çünkü zaten negatif reel faiz uygulanıyor şu an piyasada. Yani enflasyon TÜİK rakamlarına göre dahi %19, ki bu makyajlı rakam, aslında daha da fazla, kimi ekonomiste göre %120, kimisine göre %80. Bu enflasyonun büyük kısmının dolar kurundaki artış yüzünden olduğunu düşündüğü için iktidar, bu tür bir çözümleDTH bozdurtan, yastık altından dolar ve altın çıkartan– geldiklerinde enflasyonu düşüreceklerini düşündüler. Göreceğiz çalışacak mı bu ayrı bir konu, daha çok ikinci yazının konusu. Yani şunu demek istiyorum, TCMB mecburen bir fark ödemek zorunda kalacak, bu şartlar altında politika faizinin kur geliri altında kalması mümkün değil, ilk aşamada donuk dövizin bozdurulması sebebiyle kurun düşmesinden kaynaklı bir alan oluşuyor Hazine için, fakat bir sene boyunca kur o seviyelerde kalması lazım, kalırsa tabii ki bu iyi bir şey fakat kalmazsa, bu ek ödeme yapılacak demektir. Bu da zaten enflasyonist ortamda (çünkü kur artıyorsa enflasyon var zaten demektir) TCMB’nin para basarak daha da enflasyon yaratması, o yetmezmiş gibi bu paranın banka sermayesine eklenip, oradan daha geniş bir kredi alanının açılması ve daha da fazla para arzı yapılıyor olması daha da enflasyonist bir durumu ortaya çıkarır. Bu da daha yüksek kur, daha yüksek kur yüzünden daha çok kur garantisi ödemesi, daha çok para basma daha çok sermaye enjeksiyonu, daha çok kredi dağıtımı, daha da bol para anlamına gelir. Dikkat edilirse bu döngü divergent, ıraksayan, bir döngü. Yani bir tahvilin face value-interest rate, yani tahvilin üzerinde yazan nominal değer ile ödenecek faiz arasındaki gibi bir antagonist bir ilişki yok. Çünkü tahvilin değeri düştükçe faizi artar ki cezbedici hale gelsin. Cezbedici hale gelen tahvil hem ucuza alınır hem de yüksek faiz getirir verir, bu daha sonra talebin artması dolayısıyla, tahvilin fiyatını arttırır, arz-talep teorisi gereği, fiyatı artan tahvilin bu sefer faizi düşer ve o tahvil cazipliğini yitirir. Böyle bir denge vardır bu serucirity üzerinde. Fakat bu Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat denen enstrüman için böyle bir denge söz konusu değil. Bu sistem çalıştıkça enflasyon üretiyor, enflasyon ürettikçe daha çok çalışıyor, daha çok çalıştıkça daha çok enflasyon üretiyor. Bunun karşısında dengeleyici bir başka enstrüman koymadıkça bu sürdürülebilir bir şey değil kesinlikle. İşte bu durum da iktidar için aslında üçüncü kuş. Yani kredilerin artması kuşu. Fakat bunun sonu belli. Daha fazla enflasyon.

Bu gibi bir enstrüman tabii ki sınırsız para rejiminin olduğu bir dünyada yapılabilir ancak. 1971 öncesi gibi para arzının sınırlı olduğu bir para düzeninde bu tür bir aksiyon almak imkansız olurdu. Çünkü sistem bir anda parayı bitirirdi ve para bu Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat‘a yatırım yapanlar tarafından bitirilirdi. Fakat sınırsız para rejimlerinde de bu sefer güçsüz para, bu senaryoda TL oluyor, çok fazla miktarlar ile güçlü parayı tutmaya çalışacak ve bunda da uzun vadede muhtemelen başarısız olacak tabii ki. Fakat bu konuda dediğim gibi şerh koymak gerekiyor, bu divergent, ıraksayan, yapıyı dengeleyecek bir enstrüman arzı daha yapılırsa işler değişebilir. Çünkü bu haliyle denge halihazırdaki bütçe içerisinde oluşmuyor, denge daima, var olan bütçenin/mevduatın dışında bir alanda dengeye kavuşuyor. Bu da işte o alanın büyümesiyle ancak o noktaya gelinerek dengeye kavuşulması münkün olması anlamına geliyor, buna zaten enflasyon diyoruz. Sonuçta yapılmaya çalışılan şey şu: TL ile doları yenmek. TL ile doları yenmek, bu tür finansal enstrümanların arzı ile değil artık çok fazla duymaktan hepimizin midesinin kalktığı yapısal reformları yapmaktan geçiyor. Hadi biz buna zengin olmak diyelim. Yani daha az harcayacağız, daha çok kazanacağız, bunu da uzun sürece yapacağız, zengin olacağız. Bunu yapmadığımız sürece, Türk Lirası hiçbir zaman muteber bir para olmayacaktır. Önceden sterlin karşısında bugün dolar karşısında daima daha değersiz olacaktır. Burada işte kendimize karşı dürüst olmamız gerekiyor, karın kası yapmak için mekik çekmemiz gerekiyor, diyetimize dikkat etmemiz ve iyi uyku almamız gerekiyor. Bunlardan birini eksik yaparsak karın kası sahibi olamayız. Dürüstlük burada bu üç şeyi yapmayıp da “ben de karın kası çıkmıyor” dememek için önemli. Olan biteni olduğu gibi kabul ettiğimiz zaman çözüm zaten genellikle ortada oluyor. Çözüm aramaya bile gerek kalmıyor.

Kısaca bir özetleyelim çünkü bunun üzerine bir şeyler daha konuşacağız, sonra bitireceğiz. Bu finansal enstrüman, çalıştıkça enflasyon üreten divergent bir ürün. Burada temel amaç da doların kur artışını durdurup sadece ekonomik büyüme yüzünden oluşacak enflasyonun getireceği faizi fonlamak. Amaç yerinde fakat içinde bulunduğumuz finansal düzen böyle değil. Bu ekonomi bilimi değil daha çok kabul edilen bir düzendir. Bu düzenden çıkmak imkansız değil fakat Türkiye için neredeyse imkansız. Türkiye’nin yaptığının aynısını Çin de yapıyor fakat onların 4 trilyon dolara yakın paraları var. Biz bu aradaki kur farkını öderken de tabii ki parasal genişlemek zorundayız. Bu model ile parasal genişlemeyi de direkt olarak parayı bankalara vererek yapmak zorunda TCMB. Bankaların dolayısıyla sermayeleri artacak, sermayesi artan banka bir de daha çok kredi dağıtarak bir de banka tarafından parasal genişleme yapılmış olacak. Yani TCMB tarafından basılan parayı banka alıp tekrar para basmak için kullanacak. İşte bu esnada müthiş bir enflasyon söz konusu olacak. Bu sistemin sorunu budur!

Peki hiç mi olumlu bir şey yok bu senaryoda? Aslında var! Bu yüksek enflasyon ortamında bu bankaların dağıtacakları krediler ile hemen çok hızlı şekilde fabrika kurulursa, fabrikalar bedavaya getirilmiş olur. Çok hızlı bir büyüme söz konusu olabilir. Yıllık %50‘lere varan büyümelerden bahsediyoruz burada. Gece gündüz çalışarak, o parayı sanki bir aşırı sıcak bir köz gibi kullanıp, hemen üretimde kullanılırsa, sermaye çevrim hızı arttırılırsa ve o sırada hızlı şekilde yapılacak şeyler yapılırsa, bundan ciddi fayda sağlanır. Yani bu sistem aslında overclock yani hız aşırtımı yapmak gibi de düşünülebilir. Zaten yazının ikinci kısmı biraz bu konular üzerinde duracak. Kesinlikle uzun yıllar boyunca takip edilebilecek bir sistem bir model değil bu, en fazla 2-3 sene bunun içinde durup, hızlıca yapılması gereken şeylerin yapılmasını sağlayıp, gerçekten artı değer üretecek olan alanlara yatırımların bitirilip kalkınmaya giden yolun aralanması gerekir. Aksi halde bu durum en nihayetinde bu enstrümanın bırakılıp, TCMB tarafından şok faiz artışı ile son bulacağı çok açık. Yazının kapağına bir kez daha bakın! Burada bir fil ince bir ipin üzerinde yürüyor. Fakat bu yetmezmiş gibi hava da bozuk! Yani bugün bu pandemi etkisiyle bozuk ekonomik düzen içerisinde bu denli zor bir aksiyonun gerçekleştirilmeye çalışılması rasyonel bir hareket değil!

Devamı: Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Nedir? – Siyaset Tarafı – 2/2

Written By

Vitruvius Kadını

5 Comments

5 Comments

  1. Pingback: Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Nedir? - Siyaset Tarafı - 2/2 - Post Evre

  2. Ela

    Aralık 23, 2021 at 1:04 am

    İki sorun kafama takılıyor. 1- eğer vade sonunda faiz + kur farkını banka veriyorsa, bankaların vadesi dolan işlemlerin kur farkını hazinenin geceden hesaplayıp yatırması gerekecek. Yoksa bankalar kur farkı fazlaysa likidite sorunu yaşayabilir. 2- düşük faizde kredilerin tüketiciye değil de üretime gitmesi nasıl sağlanacak. Tabii tüketime giderse cari açık ne olacak?
    Tabii asıl sorun önerilen getirinin -yani faizden sonra elde edilen gelirin- bir reel karşılığı olmaması. Tek karşılığı Türk ekonomisini shortlamak. Yani kumar.

    • Vitruvius Kadını

      Aralık 23, 2021 at 2:45 am

      orular bence cok yerinde sorular. Likidite problemi olmaz, cunku sonucta o hesapta yazan bir sayi, o paranin cekilmeye calisildigi anda bir likidite sorunu olacaktir. Ha o sayinin oraya yazilmasi icin de o aradaki paranin kazanilmasi lazim kismi var evet ama bu banka icin hicbir sey farkettirmiyor. Bilancolarinda bir yerdeki eksi oteki taraftaki arti olarak duruyor. Sistemden paranin cekilmesi durumunda ve bunu herkesin yapmak istemesi durumunda sorun cikabilir sadece, bu da dunyanin her yerinde boyle zaten.

      ikinci soru icin de, mevduattaki para uzerinden kredi dagitacak olan banka oldugu icin, dagitalacak kredilerin kime dagitalacagi karari politik bir karar. hem banka yonetiminin alacagi bir karar hem de siyasi iradenin alacagi bir karar. o yuzden siyasi irade bu konuda kamu bankalari ile calisiyor. ozel bankalara “sunu yap bunu yap” diyemiyor o kadar da. diyor da kamu bankalarina dedigi kadar diyemiyor. o yuzden “krediler tuh tuketime gitti bak goruyor musun, biz halbuki uretim icin hayal ettiydik” gibi bir durum olmaz, direkt olarak bir politikadir bu nereye istenirse oraya gider.

      mevduattaki getiriler icin reel bir karsilik yok derken, reel getiri yok demek oluyor bu aslinda. zaten dolar icin de reel getiri yoktur. dolar alirsin 50 bin dolar, tl cinsinden 10 kat yapsa da dolarin yine 50k dolardir. bu mevduat da ayni islevi goruyor. sadece parayi gidip dolarda tutacagina TL’de tut ben sana yine o kadar dolar alacak kadar TL verecegim diyor. buradaki ulkece avantaj sadece su: dolar talebi dusecek, zaten o yuzden de dolar kuru dustu. bu surdurulebilir bir sey mi? tek basina degil, karsisina da bir urun daha konmasi lazim.

      sorular icin cok tesekkur ederim, selamlar, sevgiler.

  3. Ela

    Aralık 23, 2021 at 8:35 am

    Cevabınıza teşekkür ederim. “… Ha o sayinin oraya yazilmasi icin de o aradaki paranin kazanilmasi lazim kismi var evet ama bu banka icin hicbir sey farkettirmiyor…” reel karşılığı yok derken bunu demek istedim aslında. Üretim ya da servis gibi ekonomik bir aktiviteye karşılık gelen bir para değil hazinenin yüklendiği. Sadece spekülatif bir beklentiyi karşılamayı vaat ediyor.

    Özel bankalara tüketiciye %25-30dan vereceğine üreticiye %18 ile ver demek hem zor hem riskli. Yani bu yeni araç ile %14 faizli yeni mevduat kazandırsalar ile bile. Sonuçta o bankaların da döviz cinsinden yükümlülükleri var. Bankalar bu yeni mevduatı zararına kullanmazlar zira hazine garantisi müşteriye veriliyor, bankaya değil. Ve anladığım kadarıyla en az TCMB politika faizi kadar bir tutarı bankalar ödemek durumunda. Bankalara ucuz mevduat girişi her halükarda tüketici kredisi miktarı üzerinde de bir etki yaratacaktır bence…

    Henüz ikinci bölümü okumadım. Bunları hali hazırda anlattıysanız özür.

    • Vitruvius Kadını

      Aralık 23, 2021 at 11:18 pm

      Kesinlikle oyle, zaten ikinci tur parasal genisleme de buradan olacak, yazinin icerisinde vardi bu. Yani bir fonksiyonun turevini aliyoruz, bir de icinin turevini aliyoruz ya burada da ayni durum soz konusu. TCMB olasi farki bankaya odeyecek, o tabii ki musterinin hesabinda gorulecek ayni BES’in devlet katkisi gibi, aslinda oyle bir para yok o hesapta yani, exp point gibi var ancak. Fakat bu disaridan gelen enjeksiyon ile bankanin sermayesi buyuyeceginden kredi dagitma alani genisleyecek. Bu krediyi de zaten bireysel musteriye %30’dan kullandirtacak, ancak ticari krediler tarafinda belki dusuk faiz soz konusu olacak. Yani banka TCMB’den dusuk faizle kredi alip yuksek faizle satarken, bu sefer bir bakima faizsiz para alip onun munzam karsilik oranina gore 5 kati kadarini kredi olarak dagitabilecek. Burada insanlar henuz fark etmedi de bankalar icin asiri avantajli bir durum soz konusu. Piyasa henuz anlamadi daha bunu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

.

Bunları da beğenebilirsiniz

Econ 101

Enflasyon hakkında konuşmadan önce aslında nominal varlık – reel varlık nedir bunun bir ayrımını yaparak başlamak gerekiyor. Nominal varlık nedir diye anlatmadan önce de...

BIST

Geçtiğimiz sene 2021 ve hatta 2020‘nin devamı gibi olduğu için 2020‘den bu yana düşünmek daha doğru olacaktır, dünya borsalarında ilginç hareketler gördük. Bundan tabii...

Ekonomi

Türkiye’de konservatif kapital, yani konservatif kafanın, zihniyetin elindeki sermaye 21. yüzyıl ideallerini anlamanın çok uzağında olduğundan kendisini 21. yüzyılın ikinci yarısına atmayı başaramayacak. Bunun...

Felsefe

Klasik dönem felsefecilerinden Platon ve Aristoteles‘in insan-topluluk-devlet anlayışı üzerinden siyaset nedir, neden yapılır, neden yapılmalıdır gibi konuları konuşacağımız bir yazı olacak. Bunu anlatırken de...

Finans

Bu yazı daha önce başka bir yerde yayınlanmamış, direkt olarak Postevre’ye yazılmış bir yazı olacak ve konumuz da DeFi yani Merkeziyetsiz Finans. DeFi denen...

Econ 101

Enflasyonist ortamda paranın değerini korumak için yapılması gerekenler tarafında bu sefer daha özele inip borsa yatırımı enflasyonist ortamda iyi bir fikir midir konusunu tartışmamız...

Econ 101

Merkez bankaları bulundukları ülke piyasanın sorunsuz işlemesi için gerekli para arzını ve akışını kontrol eden bağımsız kurumlar olarak ortaya çıkmışlardır. Bu yazıda merkez bankacılığı...

Sosyoloji

Politikayı küçümseyen ya da bir kenara koyan her birey profesyonel hayatında kaybetmeye mahkumdur, hadi hadi kayıp demeyelim de büyük bir potansiyelin kaybı diyelim buna....

Sitemizde bulunan toplam yazı sayısı: 54