Connect with us

Hi, what are you looking for?

z kuşağı

Ekonomi

Okunma Süresi: 8 Dakika

Z Kuşağı

Z kuşağı Türkiye’yi kurtarır mı, dünyayı baştan tasarlar mı filan gibi gereksiz Türk kıraathanesi muhabbetlerine girmeden, daha çok Z jenerasyonuna seslenerek önlerindeki bir takım tehlikelere karşı onları haberdar etme adına birkaç şey söylemek istiyorum:

Hiç düşündünüz mü neden bu belli bir yaşın üstündeki insanlar aşırı derecede tahammülsüzler? Hiç düşündünüz mü genç kızların şortlarına, eteklerine karışan 50-60 yaş arası insanlığın cürufu adamlar fuhuş peşinde koşmasına rağmen bu genç kızların giyimine, kuşamına, yaşam tarzına karışıyor; onlara ahlak dersi veriyor? Bu tavırların hiçbirinin ne din ile ne ahlak ile ne de Türk aile yapısı alakası var! Bunlar birer bahane! Bu insanların kahir ekseriyeti ama kendi beceriksizliklerinden ama ülkenin şeraiti gereği gençliklerini yaşayamadıkları için, hayatlarının boşa gittiğini görünürde kabul etmeseler de içlerinde hissettiklerinden genç insanlara da tahammülsüzler. Gençlerin iyi bir yaşam sürmelerini istemiyorlar. Onların eğlenmelerini  iyi vakit geçirmelerini kıskanıyorlar ve kendilerinin bir zamanlar çektikleri kahırı sebepsiz bugün gençler de çeksin istiyorlar. Bugün yavaş yavaş da olsa daha rahat şekilde partner bulma imkanlarını gençlerin hazmedemiyorlar. Çağın getirdiği imkanlar onların kendi zamanlarında yoktu diye bugün de bu nimetlerden gençler faydalansın istemiyorlar. Hasılı, dümdüz ve doğrudan bir şekilde gençlerin kötülüğünü istiyorlar aslında. O yüzden buradan gençlere çağrımdır. Hiçbir surette 60 yaş üstü insanları eğer öğrenimleri lisans düzeyi altındaysa dinlemeyin. Eğitim Türkiye’de rezil bir seviyede olmasına rağmen yine bundan 40 sene önce üniversite okumuş birisinin nispeten biraz vizyonu var kabulü yapıyorum, yanılırsam da şaşırmam. Öte yandan bu gruptakiler yine böyle boşa geçirilmiş bir hayat da yaşamadığı için büyük ihtimal tecrübeleri belki fayda sağlayabilir. Fakat hayatını yaşayamamış 40 yaş üzeri insanların hiçbirini dinlemeyin. Bu gruba hatta iyi bir hayat yaşaması mümkün görünmeyen 30+ insanları da dinlemeyin. Mütemadiyen mızmılanan 20+ grubu da dinlemeyin. Zaten bu da kendi hayatınıza insan katarken nasıl ayakkabı bile alırken iyisini araştıryorsa insan aynı düsturu burada da yani hayata insan katarken de benimsemeli.

Şimdi genel olarak tespitimizi yaptık. Türkiye’deki bu ahlak bekçiliği bir maskedir. Bunu bahane ederler sadece. Bu “Ben yapamıyorum, sana da yaptırtmam” demekten başka bir şey değildir. çünkü zaten zengin insanların yaşamlarına karışamıyor bunlar, çünkü böyle bir aksiyonda böcek gibi eziliverirler. Bunlara da kalan işte kendilerinden yaşça küçük gördüklerinden dolayı görece kendilerini güçlü sanmaları ve bu gücü kullanmaya çalışarak insanların hayatlarına karşımalarıdır. Bu sadece Türkiye’de, Türk halkına ve toplumuna da ait bir şey değildir. İyi bir hayat yaşayamadığını düşünen herkes belli bir kesiminden sonra kendi hayatının mutsuzlaşır, bezginleşir ve diğer insanların kıskanmaya başlar. O yüzden bu insanları kesinlikle insan yerine koymayın. Onları aynı birer böcek gibi ezin. Söylemlerim acımasız geliyor olabilir fakat işin ucu çok daha tehlikeli bir yere çıkması ihtimaline karşın bunları diyorum.

Diyelim ki bu cürufları bertaraf etmediniz ve bu kendi hayatını yaşayamamış insanların sizin kendi hayatınızı yaşama ihtimaline olan nefretleri dolayısıyla yaptıkları baskılara boyun eğdiniz ve siz de istediğiniz bir hayat yaşayamadınız. Sonra ne olacak? Bunun aynısını siz bu sefer alfa kuşağına yapmaya çalışacaksınız. Ya da bir kuşak atlayalım ondan sonraki beta mı olacaktır, kuşağa yapacaksınız. Her yeni nesil, o sıradaki dünyaya en iyi adapte olabilen nesil olacağından ötürü de dünyanın gelişmiş ülkeleri bu sorunları daha önceleri aşmış olduğundan mütevellit progressive yani üzerine koyarak artan gelişmeyi sürdürebilir hale getirerek çok daha hızlı yol alırken, bu sefer bizim toplumumuz rölatif olarak geride kalacaktır. Bugün mesela İran’a baktığımız zaman, İran istediği kadar bilim ile uğraşsın, istediği kadar rubai okusun, bugünün dünyasına tümden adapte olabilecek bir toplum inşa edemez. Ulusu artık çoktan bir yüzyıl geriden bir devlet olarak yoluna devam edecektir ve 22. yüzyıla girildiğinde İran belki anca 21.yüzyıla geçmiş olacaktır. Çok kabaca bir kuralımız var 21. yüzyılda 1 dekad, 1 yüzyıla denk geliyor eski zamanlara normalize edildiği zaman. Biz bugün 21. yüzyılın 3. dekadı içindeyiz. Bir geriye dönün ve bakın, birinci dekad nasıldı, ikinci dekad nasıldı diye. Sanki 20. yüzyıldaymışsınız gibi hissedeceksiniz. Emin olun bu 3. dekad bitip, 4. dekada girdiğimiz zaman çok daha fazlasını hissedeceğiz.

Z jenerasyonunun güvenebileceği tek nesil Y

Ben Türkiye’nin en sağlıklı nesilinin Y nesli olduğunu düşünüyorum. Çünkü Y nesli gerçekten bir Avrupa gençliği gibi gençlik yaşadı. Bu nesilin enerjisi çok yüksek. Bu nesilin bezginliği yok. Eğitim konusunda da yine dönemin ekonomik şartları gereği yurt dışında eğitim almış insan sayısı bakımında ciddi bir popülasyon var. Gençliğini görece iyi yaşamasından mütevellit ülkesine karşı nefret duymuyor. Kişisel ve bireysel vakalar olabilir. Genel olarak Türkiye’deki X-Y-Z nesilleri hakkında konuşacak olursak böyle bir ortam çıkıyor ortaya. Kendisini geliştirebilmiş X nesli, nispeten Z neslini anlamak ve onlarla beraber vakit geçirmek konusunda istekliler fakat durmadan da bir akıl verme eğilimindeler. Y nesli ise daha çok kendi hayatını yaşıyor çok şeye aldırmadan. Bugün elinde nispeten bir ekonomik güç var fakat eminim üniversite yıllarındaki harçlıkları kadar (dolar bazında) para bugün belki kazanıyorlar. Ben kendimden örnek verecek olursam, ailemden aylık 700 lira alıyordum, Başbakanlık bursu alıyordum, o da sanırım 180 TL gibi bir şeydi, iki farklı büyük sanayi kuruluşundan da ekstra burs alıyordum, akrabaların verdikleri filan da eklenince aşağı yukarı elime 1600-1700 lira geçiyordu elime aylık. Dolar bildiğiniz üzere 1.1-1.3 arasında geziniyordu o dönem, yani 1500 dolar üzeri bir para. Bugün 1500 doları ancak 5 yıllık tecrübeli mühendisler alıyor kurumsal firmalarda. Bu sadece benim için öyle değildi, çoğu akranım da benzer bir ekonomik refah içindeydi. Dediğim gibi bir üniversite öğrencisi yazları için kendisine Avrupa tatili hayal edebiliyordu ve gidiyordu da. Bu gibi avantajlardan ötürü Y neslinin enerjisi çok yüksek. henüz kendilerini bitirmediler ve zenginliğin nasıl bir şey olabileceğini biliyorlar.

Benim öngörüm Türkiye’de Y kuşağı ile Z kuşağının işbirliği ile yeni bir dönem başlaması oldukça mümkün. Burada fakat Z neslinin kendisini iyi yetiştirmesi gerekiyor. Aksi halde Y kuşağı direkt olarak Z neslini atlayıp alfa kuşağı ile de işbirliği yapabilir. Dediğim gibi Y nesli ruhsal olarak çok kötü durumda değil. Z kuşağının en büyüğü 23 en küçüğü de 10 yaşlarında. Z kuşağı kendi moralini yüksek tutması gerekiyor, günlük siyasete vakit kaptırmaması gerekiyor. Kendisini sanki kesinmiş gibi gelecekteki o günlere hazırlaması gerekiyor. Bunlar yapılmazsa koskoca bir nesil gerçekten atlanabilir. Bu ciddi bir tehlike.

Özellikle 21. yüzyıl problemlerinin bana kalırsa kürsel ısınma kadar tehlikeli olan bir sorunu da gelir adaletsizliği. Çünkü bu gelir adaletsizliği, göçlere de sebep oluyor. Bazı ülkelerin daha da fakirleşmesine sebep oluyor. Dolayısıyla savaşlara sebebiyet veriyor. Savaş yüzünden dengeler bozuluyor, bunların bir ucu da doğa tahribatına kadar gidiyor. gelir adaletsizliği konusunda daha bugün gördüm, Bernie Sanders’ın bir tweeti, Jeff Bezos saniyede 2345 USD kazanıyor diyor. kusuratlar yanlış olabilir de 2300 ya da 2400 gibi bir şeydi yanlış hatırlamıyorsam. Yani 3000 değil, 2000’den de az değil. Saniyede yuvarlak hesap olsun 2500 dolar kazanıyor. Tekrar etmeliyim sanırım, saniyede diyorum. Yani nispeten dümdüz asgari ücretle çalışan biri ABD’de 2500 dolar kazanır. bu gelirin üzerine çıkamaz demiyorum, Ben 49854 kazanıyorum demesin ABD’de yaşayan bununla her fırsatta övünmeye çalışanlar. USA minimum wage

Bu Jeff Bezos sadece bir dakikada sıradan bir essential worker denen birinin (yani minimum wage ile çalışan değil de kamuda ya da hizmet sektöründe olmazsa olmaz bir iş yapan birisi, mesela hemşire gibi) aldığı maaş ile kıyaslarsak, o kişi de net abartıyorum 3 katını alsın asgari ücretin, Jeff Bezos 3 dakikada bu insanların 5 yıllık maaşlarına tekabül eden miktar kadarını kazanıyor. 3 dakika vs 5 yıl. Bir ömürleri ise sadece Jeff Bezos’un yarım saati. Bütün profesyonel hayatlarından bahsediyorum, onu da abarttık 50 sene olsa dedik. İşte bu kapitalist ekonominin gerçekten doğası itibariyle sahip olduğu bir defect, bir eksiklik. Kısacası var olan sistem bu şekilde devam etmeyecek buna emin olabiliriz. Fakat bu sistem yine kapitalizmden başka bir şey olmayacak. Sadece daha değişik ve güncellenmiş bir formu olacak. Yani yine bireysel yaratıcılık ve üretkenlik ön planda olacak. O yüzden iş işten geçti gibi bir durum yok bu önümüzdeki dönemde çok ciddi fırsatlar olduğuna inanıyorum. Zaten bunların bir kısmı da görünüyor. Özellikle yukarıda bahsettiğim bireysel yaratıcılık ve üretkenlik kısmında. Bunlardan bir şey anlamıyorsanız, araştırmanızı tavsiye ederim. O fırsatlar hangi alanlarda diye sormanız bunu benim gizlediğimden değil, okumanıza rağmen anlamamanız ile alakalı olacaktır. Yani burada “robot psikoloğu, uzay çöpçüsü” filan gibi dandik Türk gazeteleri uyduruk “geleceğin meslekleri” listesi gibi bir şey beklemeyin bunu demek istiyorum.

Bir diğer fırsat sunan alan da eğitim. Bugün ne idüğü belirsiz bunak profesörlerin kendileriyle duydukları gururdan anlatamadıkları sanayi devrimi müfredatına muhtaç değilsiniz. Bugün gerçekten hayatta genç yaşta başarılı olmuş insanların eğitim videoları var. Ne yaptıklarını her şeyiyle anlatıyorlar. Bugün bir profesör “Teknik üniversite en iyisi yea” derken, diğer insanların oradaki profesörlerin yaşadıkları bireysel huzurun belki bin mislini yaşıyorlar. Bugün baktığımız zaman bütün ülkenin ayıla bayıla takip ettiği profesörlerden Celal Şengör dahi, “İTÜ Türkiye’nin en iyi üniversitesi” diyor. Bunu yaparken de Türkiye’de üniversite olmadığını buna İTÜ’nün de dahil olduğunu söylüyor. Fakat yine de bir insan olarak, eski kafalı bir insan olarak, kendi mensubu olduğu yeri yine de övme ihtiyacı hissediyor. Yoksa bugün İTÜ denen okuldan daha iyi liseler var Türkiye’de. Bunlar sadece Robert College, Alman Lisesi, ST Jorj,

Fransız Lisesi vs de değil. Özel okullardan da gerçekten İTÜ’den ODTÜ’den ve Boğaziçi Üniversitesinden iyi okullar var. Fakat bizim tirişka halkımız bu tür şeylere çok değer verir. Bu uyduruk kitlenin de buna değer vermesinden ötürü gençler de bu tuzağa çekilir. Sorsanız en avrupalı kendisi fakat lise mezunlarının gözdesi olduğu için sadece kıymetli olan, halkın öyle atıfta bulunduğu bir okuldan mezun olduğu için kendisini büyük bir şey yaptı sanır. 35 yaşında insan bundan 17-18 sene önceki başarısıyla övünür. Bu vardır çoğu insanda. Zaten bu davranış şekli eğer sizde de varsa emin olun hayatınız boyunca maaş kazanacak birisiniz demektir. Hayat sadece öyle girilen bir sınavın sonucunda açılan yol ile şekil alan bir şey değil. Hayatın her günü bir oy sandığına atılan oy gibidir. Siz 18 sene boyunca her gün “ben şuralıyım, ben buralıyım” derseniz, “kendiniz” olamazsınız. Bir tabela olursunuz. Çünkü kendi sandığınıza oy atmamışsınız hiç. Tercih etmemişsiniz onu. Siz artık sadece bir bilmem nerelisinizdir yani ötesi değil. Stereotype denen bir tip işte. Kesinlikle özgün değil, kesinlikle doğurgan değil. Tamamen edilgensiniz demektir. Yani size iş verilir yaparsınız bu kadar. O yüzden böyle biri olmamak dahi tek başına emin olun başlangıçta çok zor olsa da size kesinlikle çok iyi bir hayat sunacaktır. Tabii ki bunları da 20’li yaşlardaki insanlara söylüyorum. Bugün 30 yaşındaki biri bu cesareti göstermesi çok çok zor. Ha gösterirse o da kazanır. O da ayrı mevzu fakat dediğim gibi çok zor. Çünkü o aylık 10-15 bin liraya yılda 350 gün çalışacaktır. 15 gün kendi izin hakkı olacaktır sadece. Bayramlar seyranlar da maaşından düşer aslında farkında değildir.

Toplarsak eğer, Z kuşağına neler dedik kabaca şöyle bir tekrar edelim

1) X kuşağı ve öncesi sizi kıskanıyor. Onları dinlemeyin! Onlara kulak asmayın.

2) Eğer onları dinlerseniz siz de kendinizden sonraki kuşaklara aynı baskıyı yapacaksınız. Bu da bu şekilde sürgit bir hal alacak ve yaşadığınız toplum kesinlikle toparlanamayacak.

3) Eğitiminiz çok önemli fakat bu eğitim öyle bugün marka gibi görünen 3-5 tane müfredatı İkinci Sanayi Devrimi’nde kalmış okullardan alınan eğitim değil, daha çok sizin kendinize özgün, kişisel gelişiminizi destekleyen bir eğitimdir. Geleceğin ihtiyaçları ve sizin bunların hangilerine yatkınlığınız asıl sorulardır. Bilmem ne sınavında yaptığınız skor değil.

4) Kesinlikle maaş kazanma gibi bir yola gitmemelisiniz. Yakın bir dönem içerisinde maaş verilmesi bile kesilebilir. Onun yerine jeton, kredi ne derseniz deyin bu tür sisteme geçilmesi çok mümkün. Hala daha bugünlerde dünyada varlık sahibi olmak mümkün iken bunu değerlendirmek gerekiyor.

5) Kesinlikle karamsar ya da umutsuz olmamak lazım. Günlük siyasetten uzak durmalı fakat olan bitenden de haberdar olmalıyız.

6) Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur çok doğru bir söz. Gün aşırı kesinlikle spor yapılmalı, kiloya dikkat edilmeli, günde yine en az yarım saat kendi kendimizle vakit geçirmeliyiz.

7) Son olarak da boktan insanlar daima olacaktır. Burada yazdıklarıma “kişisel gelişim zırvası” vs diyen de çıkacaktır. Millet aç aç diye yaygara yapan da çıkacaktır. Siz bunlara takılmayın. Türkiye bir yengeç sepeti, o yüzden bu insanlar daima çıkacaktır. ben daha iyini hak ediyorum aslında diyenler çıkacaktır. Sizi beğenmeyenler çıkacaktır. Bunlara aldırış etmeyin kesinlikle. Siz kendinize karşı dürüst oldukça, gelişim bakidir.

Not: Ben gençlere hitap ettiğim yazılarımda daima olumlu konuşuyorum, genel olarak da Türkiye hakkında konuşurken olumsuz konuşuyorum. Bunu çelişki olarak görenler olabilir. Çok doğaldır. Ben gençlerin önündeki zamanı doğru kullanmaları ihtimaline karşın olumlu konuşmalar yapabiliyorum. Yoksa bugün 30 yaşını aşmış ve içinde umut olmayan, sevgi barındırmayan insanların kurtulması imkansız. Buradaki mesele aslında direkt olarak yaş mevzusu da değil. Buradaki yaş bir nevi normalizasyon gibi çalışıyor. Yani 20 yaşındaki biri de aslında 45 yaşındakiler sepetine atılabilir. 50 yaşındaki biri de 30 yaş altı gruba dahil edilebilir. Buradaki asıl önemli nokta bakış açısı. Defeatist insanlardan uzak durmak daima iyidir. Mızmızlanan insanlardan uzak durmak daima iyidir. Bir şeylerden sadece şikayet eden insanlardan uzak durmak daima iyidir. Bunlar hiçbir şey yapmazlar çünkü. Bu dediklerim genel olarak çok basit gelebilir. Bunların özüne sizin kendiniz inmeniz gerekiyor. Olay öyle “ha evet spor yap, ha evet negativiteden uzak dur” değil. Günde 14 saat bilfiil çalışabileceğiniz bir hayat kurmanız gerekiyor kendinize. Bunu mesai olarak görmeyeceksiniz. Mesai denilince aklınıza maaş gelsin. Maaş denen yerden de koşarak kaçın. Bu size mutluluk getirmeyecektir. Bundan emin olabilirsiniz!

Written By

Vitruvius Kadını

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

.

Bunları da beğenebilirsiniz

Econ 101

Enflasyon hakkında konuşmadan önce aslında nominal varlık – reel varlık nedir bunun bir ayrımını yaparak başlamak gerekiyor. Nominal varlık nedir diye anlatmadan önce de...

BIST

Geçtiğimiz sene 2021 ve hatta 2020‘nin devamı gibi olduğu için 2020‘den bu yana düşünmek daha doğru olacaktır, dünya borsalarında ilginç hareketler gördük. Bundan tabii...

Finans

Bu yazı daha önce başka bir yerde yayınlanmamış, direkt olarak Postevre’ye yazılmış bir yazı olacak ve konumuz da DeFi yani Merkeziyetsiz Finans. DeFi denen...

Ekonomi

Türkiye’de konservatif kapital, yani konservatif kafanın, zihniyetin elindeki sermaye 21. yüzyıl ideallerini anlamanın çok uzağında olduğundan kendisini 21. yüzyılın ikinci yarısına atmayı başaramayacak. Bunun...

Felsefe

Klasik dönem felsefecilerinden Platon ve Aristoteles‘in insan-topluluk-devlet anlayışı üzerinden siyaset nedir, neden yapılır, neden yapılmalıdır gibi konuları konuşacağımız bir yazı olacak. Bunu anlatırken de...

Econ 101

Enflasyonist ortamda paranın değerini korumak için yapılması gerekenler tarafında bu sefer daha özele inip borsa yatırımı enflasyonist ortamda iyi bir fikir midir konusunu tartışmamız...

Econ 101

Merkez bankaları bulundukları ülke piyasanın sorunsuz işlemesi için gerekli para arzını ve akışını kontrol eden bağımsız kurumlar olarak ortaya çıkmışlardır. Bu yazıda merkez bankacılığı...

Sosyoloji

Ta en başta söyleyeyim bu bir fütürizm yazısı değildir, fütürizmi 21. yüzyıl kıraathane muhabbeti olarak görüyorum. Ne o öyle yok sene 3487, galaktik otobanlar...

Sitemizde bulunan toplam yazı sayısı: 51