Connect with us

Hi, what are you looking for?

cari açık
shanghai container terminal in sunset, modern harbor and global trade background, China - istock

Econ 101

Okunma Süresi: 9 Dakika

Türkiye’nin Cari Açık Problemi

Cari Açık (Current Account Deficit) Ne Demek?

Seksenlerin sonu doksanların başı çocuklarının çok iyi hatırlayacağı üzere, Ekodiyalog adında bir ekonomi programı yapılırdı NTV’de. Program üç ekonomistin ülke ve dünya ekonomisi hakkındaki muhabbetini içeriyordu. Bazen dört kişi oluyorladı. Programın moderatörü Dr. Deniz Gökçe, konuklar arasında Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, Dr. Mahfi Eğilmez ve Prof. Dr. Taner Berksoy vardı. O zamanlarda sık sık telaffuz edilen ekonomi terimlerinden biriydi cari açık. Bu program 2000’li yılların başında çok meşhurdu. O günlerden bugüne yaklaşık 20 sene geçti fakat Türkiye ekonomisinin problemi değişmedi, cari açık… Peki nedir bu cari açık? Neden bu kadar önemli? İşin çok fazla akademik kısmına girmeden, fakat gerektirdiği kadar da akademik destek alarak bu cari açık meselesini konuşacağız.

Türkiye Dış Ticaret Açığı

Türkiye’nin ülkelere göre dış ticaret durumu

Cari açığın büyük bir kısmını dış ticaret açığı oluşturur. O yüzden biz bu yazıda akademik olarak cari açık ile dış ticaret açığı arasındaki farkları konuşmaktan ziyade, direkt olarak dış ticaret açığından bahsedeceğiz. Fakat okuyucu şunu net bir şekilde bilmeli: cari açık ile dış ticaret açığı aynı şeyler değil fakat birbirlerine çok yakın şeylerdir, en azından Türkiye bilançosu üzerinde bu böyledir. Çünkü Türkiye’de cari açığı oluşturan en büyük %90 üzeri, dış ticaret açığı olagelmiştir. Cari açığın içerisinde dış ticaret açığı da vardır, swaplar da vardır ve sermaye transferleri de vardır. Örnek olarak, yurt dışında yaşayan Türklerin Türkiye’deki hesaplarına döviz yollaması, bilançoda cari açığı kapatıcı etkide bulunur. Eğer yurt dışına Türkiye’den para çıkarsa bu cari açığı arttırır. Fakat ülkemiz için cari açığın en büyük kalemi dış ticaret açığı ise, o halde dış ticaret açığı nedir? Dış ticaret açığı, aslında verilen açığın sebebini kendi isminde barından bir ifadedir, yani cari açık oluşmuş bir şekilde, bu cari açığı kalemlere ayırdığımız zaman, bu açığı oluşturan en büyük etmenlerden olan dış ticaret müsebbibiyle olan açık anlamına gelir. Daha basit haliyle, Türkiye’nin yurtdışına sattığı mal ve hizmetlerin yurtdışından satın aldığı mal ve hizmetleri karşılayamadığı, açıkta bıraktığı durumdur. Bunu daha da basit şekilde şöyle düşünebiliriz, aile ekonomisi düzeyinde, ailenin bir geliri vardır, bir de giderleri vardır, gelirler giderleri karşılamıyorsa, giderleri karşılamada bir açık kalır, buna işte cari açık denir, fakat bu açığın ticaret sebebiyle olan kısmına dış ticaret açığı denir. Çünkü cari açık içerisinde belki daha önceden alınmış bir borcun faizi de söz konusu olabilir. Bunları temizlediğimiz zaman, yeni yapılan ticaret sonucu oluşan açığa dış ticaret açığı kalemi olarak aynı ismi vermiştir ekonomistler. Görünürde bu nasıl bir şey peki? Yurtdışına bir kamyon domates satarken, bir adet orta segment BMW otomobil alıyorsak, dış ticaret açığı veriyoruz demektir. Çünkü sattığımız domatesler, aldığımız otomobile ödenecek parayı karşılamaz ve bir açık oluşur. Bu, her tür mal ve hizmet için bakiye edildiğinde ortaya da dış ticaret açığı çıkar. Bu noktada akla şu sorular gelmeli:

  • Türkiye’nin toplam ihracatı ne kadardır?
  • Türkiye’nin toplam ithalatı ne kadardır?
  • Türkiye hangi ülkelere ne kadar ihracat yapar?
  • Türkiye hangi ülkelerden ne kadar ithalat yapar?
  • Türkiye hangi sektörlerde ithalat yapar?
  • Türkiye hangi sektörlerde ihracat yapar?

Kabaca bu soruların cevabı dış ticaret açığı hakkında aklımıza gelen çoğu soruyu cevaplar. Bu arada bu istatistiklerin en güncel olanları toplu şekilde ücretsiz paylaşılmaz. Bunun için biz de genel olarak konu hakkında bilgi vermek amacıyla, en tam verileri ancak geçmiş yıllar için bulabiliyoruz. Fakat bu veriler her ne kadar güncel olmasa da Türkiye’nin cari açığı kronik bir problem olduğu için genel durum büyük ölçüde aynı olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden sektörler bazındaki ağırlıklı ortalamalar çok fazla değişmemekte fakat hacim nisbi emsalde artmaktadır. Paylaştığımız verinin hangi yılların verişi olduğunu infografın altında paylaşıyor olacağız. Son olarak da Türkiye’nin ithalat ve ihracat rakamlarını 2021 yılı için verip, kırnimlarını da 2019 rakamlarına göre yapacağız. Kırınımlar yüzdesel olduğu için çok büyük farklılıklar oluşturmayacaktır, sadece hacim bazlı değişiklik olduğunu varsayaraktan yorum yapacağız. Türkiye’nin 2021 rakamları 2020’ye göre:

  • İhracat, % 32,85 artarak 225 milyar 368 milyon dolar,
  • İthalat, %23,61 artarak 271 milyar 355 milyon dolar,
  • Dış ticaret hacmi, % 27,64 artarak 496 milyar 723 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.
  • İhracatın ithalatı karşılama oranı % 83,10 olarak gerçekleşmiştir.

Türkiye’nin İhracat Rakamları – Ülkeler ve sektörler bazında

Aşağıdaki infoğraflarda Türkiye’nin ihracatının ülkelere ve sektörlere göre kırınımını görüyoruz. Bu oranlar eğer büyük dış politika sorunları yaşanmazsa şayet ihracat yapılan ülke ile genellikle dikkate mazhar emsalde bir değişiklik göstermezler. Bu da demek oluyor ki yukarıdaki istatistiklerde verilen ülkenin 2021 yılı için toplam ihracat rakamını, bu aşağıda verilen ülkeler bazındaki ya da sektör bazındaki oranlarla muamele edilirse, o ülke ile yapılan ihracatın hacmini bulabiliriz. Bunun aynısı tabii ki sektörler için de geçerli olacaktır. Hali hazırda tek bakış anlamlı birer projeksiyon sunan bu grafikleri bir kez de lafzi olarak tekrar etmeye gerek yoktur fakat genel olarak temel şeylerden de bahsetmek elzem olacaktır.

Görüldüğü üzere Türkiye’nin en büyük ihracat müşterisi Almanya’dır. Bunun ardından da Birleşik Krallık ve İtalya gelmektedir. Aynı renge boyanmış dikdörtgenler o coğrafi bölgeyi temsil etmektedir. Yani koyu pembe ya da mor renk soldaki infograf için Avrupa ülkelerini temsil etmektedir. Kırmızı renkli olanlar ise Asya ülkelerini göstermektedir. Buradaki ülkeler ile ithalat ve ihracat farklarına baktığımızda da o ülke bazında dış ticaret açığı mı yoksa fazlası mı veriyor bunu görebiliriz. Bir örnek ile açıklarsak eğer:

Türkiye’nin Rusya’ya olan ihracatı ≅ %2.28×225 bn$ ≅ 5.13 bn $

Türkiye’nin Rusya’dan ithalatı ≅ %8.50×271 bn$ ≅ 23.04 bn $

Tükiye’nin Rusya ile ticareti sonucu olusan dış açık ≅ 23.04 – 5.13 = 17.91 bn$

 

Figür 1: Ülkelere göre ihracat oranları

 

Figür 2: Üretim mallarına göre ihracat oranları

Türkiye’nin İthalat Rakamları – Ülkeler ve sektörler bazında

İthalat tarafına geldiğimizde ise burada infoğraflara bakıp daha çok Türkiye’nin cari açık sorununu çözmesi için neler yapması gerekiyor konusunu konuşacağız. Ülkeler bazındaki ithalat verişini yukarıda hangi ülkelere karşı dış açık veriyoruz onu anlamak için kullandık. İşin ilginç yanı Batı’ya kızan Türkiye aslında parasını Batı sayesinde kazanıyor ve Batı’dan uzaklaşıp gitmekle tehdit ettiğimiz Doğu ise bizim üzerimizden para kazanıyor. Rusya ve Çin Türkiye’nin en çok dış açık verdiği ülkelerden ikisi. Genel olarak da yine Asya ülkeleri olduğunu göreceğiz. O yüzden Türkiye’nin dünyadaki yeri neresidir gibi sorulara dahi aslında ekonomi bize hızlı ve net cevaplar verme kapasitesine sahip. Biraz kamu spotu gibi oluyor fakat aynı burada konuştuğumuz gibi temel düzeyde ekonomi bilgisi ve biraz finansal okur-yazarlık ile aslında genel olarak politik duruş sahibi olmanın daha mesnetli olduğunu göreceğiz. Bunu umuyorum yeni nesil daha hakkını verir şekilde yapacaktır. Buradan da biz üzerimize düşen vazifeyi ifa etmeye çalışıyoruz.

Hangi üretim mallarını ithal ediyoruz noktasında, ilk sırayı direkt olarak tüketici elektroniği alıyor. Bunun da içerisinde çeşitli yayın ekipmanları olduğunu görüyoruz. Muhtemelen kamera, mikrofon vb. ürünler. Bu tür elektronik aletlerin üretilmesi için Türkiye ne yazık ki treni kaçırmış bir ülke diyebiliriz. Çünkü bu noktada hem kalite üretim yapmak bir sorun hem de markalaşmak ayrı bir sorun. Marka alışkanlıkları sayesinde insanların, bazı üreticiler aslınd çok büyük değişiklikler yapmadan yeni ürünlerini satabiliyorlar. Bu esnada da pazara yeni giren no-name denen, o sırada isimsiz, sıfatsız bir markanın bir ürününe, hadi diyelim aynı kaliteyi tutturdu, insanların 3-5 yılda bir aldıkları ciddi paralar ödedikleri bir kamerayı mesela alma riskine girmeyeceklerini bilmek gerekiyor. Bunun bir benzeri de aslında otomobiller için geçerlidir. Fakat Türkiye bu noktada bu elektrikli otomobil dönüşümü yaşanırken, burada yeni bir marka ile çıkmanın hazır pazarda yeni markaların kendilerini gösterdiği bir dönemde belki araya sıkışma ihtimali olduğunu görerek aldığı aksiyon, riskli fakat değerlendirilmesi gereken riskli bir girişimdi. Bu açıdan bu hareketini kişisel olarak beğeniyorum ülkenin.

 

Figür 3: Ülkelere göre ithalat oranları

 

Figür 4: Üretim mallarına göre ithalat

 

Cari Açık Enflasyon İlişkisi

Cari açık ile enflasyon arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Enflasyonun sebepleri daha başka şekilde kendilerini gösterirler. Bunun için para teorisini anlamak asıl meseledir. Bu konu üzerine yani para sistemleri üzerine bir yazı daha önceden yazmıştık, kur krizleri isim bu yazımızda, Swan Diagram adı verilen bir diagramdan bahsedilir, asıl önemli olanın Swan Diagram’ın yorumlanmasıdır. Dış ticaret açığı, ya da herhangi başka bir tür açık burada mal kabilinden düşünülmelidir. Evet nominal bir açık olarak hesaplıyoruz biz bunu fakat kur ayarlamaları ile kurnazlık yapıp mali ucuza getirmek gibi bir durum aslında yoktur. Çünkü o paranın kazanılması için sarf edilen emeğin karşılığıdır asıl olan burada. Ancak tüketici davranışı tarafından bazı ithal malların yerli ikamelerine kıyasen çok pahalı olması gibi durumlarda tüketiciye bir nevi zorunlu tasarruf yaptırma gibi sonuçları tabii ki olabilir kendi para cinsini değersizleştirmenin. Öte yandan daha çok ekonominin diri ve güçlü olup olmaması ile alakalıdır enflasyon. Eğer suni şekilde şişiriliyorsa, adı üzerinde inflation yanı şişme yaşıyordur fiyatlar. Fakat bütün dengelerin olabildiğince hassas şekilde ayarda tutulabilabildiği ekonomilerde enflasyon olmaz. Örnek olarak cari fazla veren ülkelerde örneğin Almanya, enflasyon düşüktür, aynı şekilde mega cari açık veren ABD’de de enflasyon düşüktür. Daha doğrusu pandemi dönemine kadar böyle süregelmişti. Görüldüğü üzere cari açık ile enflasyon arasında direkt bir korelasyon yok. Fakat bu iki ülkenin de şimdi enflasyona maruz kalmaya başladığını görüyoruz. Peki bu ülkelerin ekonomik modelleri mi değişti de cari açık durumuna göre bir anda enflasyon tarafında negatif seyir başladı? Tabii ki de hayır, olan şey, ekonomilerin sallantılı devam ediyor oluşu, bunun da temel sebebi pandeminin yarattığı özel koşullar oldu.

Kur krizleri

Source: https://en.wikipedia.org/wiki/Swan_diagram

Kısaca bu döngüden de bahsedelim, hem enflasyon olayını biraz güncel örnekle açıklamış oluruz hem de cari açığın burada yerinin olmadığını göstermiş oluruz. Pandemi ilan edildiğinde ülkeler bir anda ekonomilerini durdurdular. Bu yüzden de üretilen çoğu hammedde, nihai ürüne dönüşecek fabrikalara gidemedi ve fiyatları düşmeye başladı. Genel olarak bugün dünya asıl enerjisini karbon temelli yakıtlardan sağlıyor. Bunun en çok kullanılanı da petrol. Daha doğrusu en kritik öneme sahip olanı petrol, kömür hacimsel olarak daha fazla kullanılıyor, fakat petrol hem birim kütle basına taşıığı enerji bakımından hem de mobilitesi açısından, bir nevi aynı şey bu ikisi fakat tam olarak da öyle değil, petrolün üstün yanları var. Bu yüzden de, petrol, dünya ekonomisinin kanı diyebiliriz. Ekonomi yavaşladığı zaman petrol fiyatları düşer, ekonomi çok hızlandığı zaman da petrol fiyatları yükselir. Daha sonra her şeyin fiyatını ayarlamak için arada bir petrol fiyatları ile oynanır, bu da OPEC ülkelerinin günlük üretimlerini değiştirmeleri ile sağlanır. Biliyoruz ki arz-talep eğrisi daima çalışır. Pandemi süresince petrol fiyatları Brent Petrolü için 2020 Mayıs ayı civarında 20 $ seviyelerine kadar inmişti. Hatta future contractlar için bu negatif fiyatlandığı olduğu da oldu. Daha sonra ekonomiler tekrar başlatıldığında bu sefer, arzı düşmüş petrole talep bir anda yükseldi ve dolayısıyla da petrol fiyatlarını arttırdı. Bunun gibi diğer emtia için de benzeri oldu. Demir-çalık, bakır, alüminyum, gıda emtiası ve diğer her şey aşağı yukarı, arz eksiliğinde gelen talep fazlası ve insanların pandemi döneminde karşılayamadıkları bir takip birikmiş ihtiyaçlarının da talep enflasyonunu tetiklemesi sebebiyle fiyatlarda ciddi bir artışa sebep oldu. Bu sadece böyle kalsaydı iyiydi tabii ki fakat bir de çalışmayan ekonomiler döneminde devletler M1 para arzı yaparak, yani tedavülde dolaşan parayı arttırarak insanlara yaşayabilmeleri için para dağıttılar ve bu da tabii ki o para biriminde bir enflasyona sebep oldu. Bu da pandemi sonrası yaşanan talep enflasyonu nedeniyle olan fiyat enflasyonuna ek bir azdırıcı etki yaptı.

Dikkat edilirse bu döngüde cari açıktan hiç bahsetmedik. Cari açık fonlanabildiği sürece aslında sorun oluşturmaz. Önemli olan cari açığı güvenli şekilde, ödemeler dengesini bozmadan çevirebilmektir. Ödemeler dengesini kontrol eden yegane şey de o ekonominin sağlamlığı ve o ülkenin hukukuna olan güvendir. Çünkü cari açık veren bir ekonominin ödemeler dengesi ancak kredi ile döndürülebilir. Kredilerin geri dönüşlerinde sorun yaşanmıyorsa yani yapılan yeni yatırımlar sonucu kazanılan para ile alınmış olan kredilerin taksitleri ya da tamamı ödenebiliyorsa ve bu bir düzen arz etmişse, o ekonomiye güvenilir ve kredilerin ödenememesi gibi bir risk görülmediğinden CDS denen Credit Default Swap, borcun temerrüde düşmesi durumunda takas etmek için gerekli faiz oranı dolayısıyla 0’a yaklaşacaktır. Bu da düşük maliyetli para demektir ve böylece cari açık verilmesine rağmen sağlıklı şekilde finanse edilebilen bu cari açık ödemeler dengesini bozmaz. Tabii ki bunun da bir had noktası vardır fakat bu had noktası nominal olarak belli bir cari açık seviyesi değildir, o ekonominin kaldırabileceği o kritik seviye daima değişir. Bugün ABD’nin 200 milyar $ civarında cari açığı rahat şekilde fonlayabildiği için ödemeler dengesinde bir sorun yaşamamaktadır. Tabii ki burada doların rezerv para birimi oluşunun da olumlu etkisi kesinlikle vardır.

Cari Açık Nasıl Kapatılır?

Cari açık kur oyunlarıyla kapatılmaz. Cari açık veren ekonomi vardır ya da cari fazla veren ekonomi vardır. Cari açığı kapatmak için ne yapılması gerekiyor konusu için uzun uzun konuşmaya gerek yok. Yukarıda grafikleri verdik, o açık oluşturan alanlarda ithalat yapmayı kesip, yerine yerli üretim konursa cari açık kapanır. Tabii bunu yaparken de ithalat vergi oranlarını çok yükseltip, kalitesiz yerli ürüne teşvik vermekle de olmaz bu iş. Bu işin kısa bir yolu yok, kestirme bir yolu yok. Bu iş hile kaldırmaz. Kısa zamanda çözüm mümkün değil, uzun yıllara bağlı çözümler ancak cari açık veren ekonomiyi cari fazla veren bir ekonomiye dönüştürür. Aksi halde ülkenin kaynakları boşuna çar çur edilmiş olur. Mesela bu cep telefonları yeni çıkmaya başladığı zamanlarda ASELSAN çok güzel bir cep telefonu üretmişti. Bu telefonun neden satıştan kaldırıldığına bakarsak, hainliği görürüz zaten. Asıl cari açığı kapatacak hamle ASELSAN’ın cep telefonu üretmesiydi. Bugün SAMSUNG gibi bir markamız olacağı da aşikardı bu firmamızın. Neden böyle konusuna girmek istemiyorum, bizim ülkemiz dünyanın en çok hain yetiştiren ülkesidir. Bu kurnazlığı yapanlar da bu arada zarar gördüler. Bunu anlamıyor bizim insanımız işte. Bugün ASELSAN ciddi bir ihracat alanı yakalamış olsaydı, Türkiye ekonomisi de çok daha stabil olacaktı ve her bir vatandaş bugünkünden çok daha refah yaşayacaktı. Buna zengin kesim de dahil, orta gelir grubu da, düşük gelir grubu da.

Kısacası cari açığı kapatmanın yolları belli, asıl konu bunu gerçekten yapmak isteyip istememekte. Bu iradeyi ortaya koyup koymamakta. Yoksa kuru yükselttim, işçiliği ucuzlattım, rekabetçi ürün ürettim, ihracat arttırdım, ithalat azalttım ile ancak Çin gibi 1 milyar insanın yarım kase pirinç ile 3 gün yaşadığı ülkeler 20-30 yılda orta gelir grubuna yükselir. Türkiye bu gibi modellere uygun bir ülke değildir. Türkiye’nin güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme ekonomisi modeli uygulayıp bunu uzun süreler devam ettirip, gerçekten Almanya gibi cari fazla veren bir ülke haline gelebilir. Aksi halde cari açık hep olacaktır, siyasi sorunlar, jeopolitik sorunlar, küresel sorunlar yüzünden ve bizim kendi liyakatsızlığımız, hukuksuzluğumu vb. bir sürü diğer sorun sebebiyle de kırılgan bir ekonomi olacağımız, bu kırılganlıkla da dönem dönem ciddi ekonomi, finansal krizler yaşayacağımızı öngörmek büyük zekâ gerektirmez.

Sonuç

Bu yazı kısaca cari açık nedir dış ticaret açığı nedir konularına değindik. Yazının ilk kısmında ilgili tanımları verdik. Daha sonraki kısımlarda Türkiye’nin dış ticaret açığı verdiği ülkeleri ve sektörlerin kırınımlarını verdik. Hangi malları ithlat ediyoruz, hangi sektörlerde ihracat yapıyoruz bunları konuştuk. Daha sonra Swan Diagram üzerinden cari açık ve enflasyon ilişkisini konuştuk. Son kısımda da cari açığı kapatmanın yollarını genel itibarda değerlendirdik. Kesinlikle Türkiye’nin yıllardır kronikleşmiş bu sorununa bir çözüm sunma gibi bir iddiamız yoktur fakat bunun nasıl olması gerektiğine dair felsefeyi ortaya koyan basit bir paragraf ile durumu izah etmeye çalıştık.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

.

Bunları da beğenebilirsiniz

Econ 101

Enflasyon hakkında konuşmadan önce aslında nominal varlık – reel varlık nedir bunun bir ayrımını yaparak başlamak gerekiyor. Nominal varlık nedir diye anlatmadan önce de...

BIST

Geçtiğimiz sene 2021 ve hatta 2020‘nin devamı gibi olduğu için 2020‘den bu yana düşünmek daha doğru olacaktır, dünya borsalarında ilginç hareketler gördük. Bundan tabii...

Finans

Bu yazı daha önce başka bir yerde yayınlanmamış, direkt olarak Postevre’ye yazılmış bir yazı olacak ve konumuz da DeFi yani Merkeziyetsiz Finans. DeFi denen...

Ekonomi

Türkiye’de konservatif kapital, yani konservatif kafanın, zihniyetin elindeki sermaye 21. yüzyıl ideallerini anlamanın çok uzağında olduğundan kendisini 21. yüzyılın ikinci yarısına atmayı başaramayacak. Bunun...

Felsefe

Klasik dönem felsefecilerinden Platon ve Aristoteles‘in insan-topluluk-devlet anlayışı üzerinden siyaset nedir, neden yapılır, neden yapılmalıdır gibi konuları konuşacağımız bir yazı olacak. Bunu anlatırken de...

Econ 101

Enflasyonist ortamda paranın değerini korumak için yapılması gerekenler tarafında bu sefer daha özele inip borsa yatırımı enflasyonist ortamda iyi bir fikir midir konusunu tartışmamız...

Econ 101

Merkez bankaları bulundukları ülke piyasanın sorunsuz işlemesi için gerekli para arzını ve akışını kontrol eden bağımsız kurumlar olarak ortaya çıkmışlardır. Bu yazıda merkez bankacılığı...

Sosyoloji

Ta en başta söyleyeyim bu bir fütürizm yazısı değildir, fütürizmi 21. yüzyıl kıraathane muhabbeti olarak görüyorum. Ne o öyle yok sene 3487, galaktik otobanlar...

Sitemizde bulunan toplam yazı sayısı: 51